
Makale ve Tebliğler
Tüketici yönüyle fiziksel engelliler
21 Mayıs 2008 tarihinde, Grand Cevahir Hotel'de düzenlenen Kentsel Sorumluluk Konferansında TSD Genel Başkanı Şükrü BOYRAZ tarafından sunulan tebliğ:
Değerli konuklar,
Değerli konuşmacılar,
Türkiye Sakatlar Derneği olarak sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Değerli konuklar;
Konut, uygarlığın önemli göstergelerinden biri olan kentleşmenin temel hücresidir. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir kentleşme için her hücre önemlidir. Bireylerden, ailelere en küçük birimlerin içinde barındığı bu hücreler aynı zamanda toplumun yaşam standartlarını, düzeyini de belirlemektedir.
Büyük binalar barındırdıkları birimler, nüfus yapılarıyla artık bir teknik bir konunun ötesine geçmekte, sosyal bilimleri de içine alan bir nitelik kazanmaktadır. Günümüzde konut üretimi bilimsel anlamda birçok disiplini bir arada ilgilendiren toplumsal bir konudur.
Değerli konuklar;
Engelliler, insanlık tarihinin başlangıcından bu yana toplum içinde çok farklı konumlarda bulunmuşlardır. Toplumların kültürel yapıları, inanışları, yönetim anlayışlarına bağlı olarak engellilerin durumları da sürekli değişiklik göstermiştir.
Yakın zamana kadar, engelliler ya toplumdan dışlanan ya da toplumdan saklanan bireyler olarak algılanmaktaydı. Yüzyılı aşkın bir süredir, insan hak ve özgürlükleri alanında yaşadığımız gelişmeler, toplumları ve devletleri engelliler konusunda daha özenli olmaya yöneltmiştir. Bu olumlu gelişme, yaşamın farklı düzeylerinde yapılan düzenlemelerde engellilerin de dikkate alınmasını getirmiştir.
Özellikle son 10 yıl içinde Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan hak ve özgürlüklere yönelik sözleşmelerde, belgelerde engelliler ayrı maddeler ve hatta özel sözleşme konusu haline gelmiştir.
Tüm bunlar engellilerin yaşamlarını kolaylaştırıcı olgular, güvencelerdir. Engellilerin geleceğe yönelik umutlarını artırmakta, yaşama daha güçlü sarılmalarına yardımcı olmaktadır. Ancak üzülerek söylemek zorundayız ki, varlıkları tek başlarına sorunları çözmeye yeterli değildir.
Günümüzde engellilerin yaşamının kolaylaştırılması, herkesle eşit koşullara kavuşturulması için birçok düzenlemeye ihtiyaç vardır. Bundan önemlisi, toplumun bütün birimleriyle konulmuş kurallara uyması, standartlara dikkat etmesi konusunda ortak bir mutabakat gerekmektedir.
Engelliler her insan gibi kendilerine uluslararası sözleşmelerden, Anayasamızdan, yasalardan kaynaklanan haklarını ve özgürlüklerini kullanabilmelidir. İşte engelliler olarak sorunların gündelik yaşamdaki başlama noktası buradadır. Adı konulmamış bir toplumsal duyarsızlık nedeniyle engelliler, haklarını kullanmaktan mahrum kalmaktadır.
Her ne kadar adı konulmamış desek de aslında yapılan gizli veya açık biçimde engellilere uygulanan ayrımcılıktır. Kamuda veya özel kesimde olsun, engellileri dikkate almayan uygulamalarla fiilen bir ayrımcılık yapılmaktadır.
Değerli konuklar;
Avrupa Birliği tarafından 12 Mayıs 2000 tarihinde yayınlanan Engelsiz Avrupa Tebliği’nde “bağımsız hareket ekonomik ve sosyal hayata katılmanın önkoşulu” olarak kabul edilmektedir. Bu önkoşulun gerçekleşmediği durumlarda engelli bireyin kendine tanınan haklardan yeterince faydalanamayacağı özellikle belirtilmektedir.[1]
Engelli bireylerin, vatandaşların herkesle eşit koşullara sahip olması, bağımsız bir birey olarak varlığını sürdürebilmesi için yeterli önlemler alınmalıdır. Avrupa Konseyi 2001-2006 dönemine ilişkin Ayrımcılığa Karşı Topluluk Eylem Planı Oluşturulması kararında; Konut, ulaşım, kültür, boş zaman etkinlikleri ve spor gibi halka açık mal ve hizmetlere ulaşmada ve bunların sağlanmasında eşitlik sağlanmasını öngörmektedir. [2]
Benzeri yaklaşım ve görevleri Anayasamızda ve buna bağlı çıkarılan kimi yasalarda da görmekteyiz. Anayasamız, devletin görevleri arasında şu hususlara yer vermiştir: “kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”[3]
Devlet bu görevlerini merkezi ve yerel yönetimler eliyle yerine getirir. Herkesin temel hak ve özgürlüklerinden yararlanma hakkının güvence altına alınmasını sağlar. Üstlenilen bu görevin ne kadar yerine getirdiği ise bir başka tartışma konusudur.
Bu genel tartışma ve sorunların dışında mevzuat olarak da yeni sayılabilecek bir başka alan daha gündemimizde bulunmaktadır. Engellilerin tüketici kimliğiyle toplumdan, kurumlardan, bireylerden beklentileri henüz yeterince tartışılmamıştır. Oysa engelliler, tüketici olarak da toplum içinde en fazla dezavantajlı grubu oluşturmaktadır.
Yaşamları boyunca kullanmak zorunda oldukları çeşitli araçlardan, oturdukları konutlara varıncaya kadar gündelik yaşamlarında birçok mal ve hizmet yaşamsal önemdedir. En küçük bir hata, en küçük bir kuralsızlık engellinin yaşamını olumsuz yönde etkileyecek, hatta tehlikeye sokabilecek bir sonuç üretebilmektedir.
Değerli konuklar;
Konumuz konut üretimi olduğunda, özellikle 1999 depremi sonrasında çok ciddi kurallar, düzenlemeler yapılmıştır. Mühendislik, mimarlık yönünden uluslararası ölçütler de dikkate alınarak standartlar konulmuş ve bunlara uyum zorunluluğu getirilmiştir.
Bir binanın, türü ne olursa olsun kapısından penceresine, koridorundan merdivenine her bir metre karesinin hangi ölçüler içinde yapılması gerektiği, ne tür malzeme kullanılacağı belirlenmiştir. Buna karşılık, tüketici olarak bir engelli konut almak istediğinde beklentilerinin karşılığını bulmakta zorluk çekmektedir. Çoğunlukla kendi imkânlarıyla oturduğu konutu kendi ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlemektedir. Eğer mevcut bina yapım standartları tam uygulansa, engellilerin evlerini yeniden yapma zorunluluğu büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.
Yine ayrı bir ayrımcılık konusu olarak çoğunluğu çalışma olanağı olmadığı için kısıtlı olanakları bu türden masraflar engelliler için önemli bir sorun olabilmektedir.
2003 yılında Avrupa Konseyi tarafından yayınlanan bir ilke kararında “engellerin herkes için tek tasarım ilkesi doğrultusunda ortadan kaldırılması ve gelecekte ortaya çıkabilecek engellerin önlenmesi yaklaşımı” benimsendiği özellikle vurgulanmaktadır.[4]
Daha tasarım aşamasından başlayarak engellileri ve yaşlıları dikkate alan, onların yaşamlarını kolaylaştıran mimari çalışmaların yapılması ve uygulanması her yönüyle yararlı olacaktır.[5]
Belirlenmiş standartların uygulanmasıyla, engelliler için sorun oluşturan mallar, örneğin konutlar herkes için kullanılabilir olacaktır. Konutlar, özellikle engelliler için sağlıklı ve güvenli bir yaşam olanı olmak zorundadır.
2002 yılında Türkiye İstatistik Enstitüsü tarafından Engellilere yönelik araştırma engelliliğin çoğunlukla sonradan oluştuğuna işaret etmektedir. Örneğin fiziksel ve görme engellilerde bu yüzde 70’in üzerindedir. Sonradan oluşan engelliliğin ana nedeni ise evlerdeki, işyerlerindeki ve trafikteki kazalar olarak karşımıza çıkmaktadır. [6] Araştırmanın sonuçları, binaların konut olsun, işyeri olsun güvenli alanlar olmasının önemi konusunda bizleri uyarmaktadır.
Toplu konut yapımının yaygınlaştığını da dikkate aldığımızda konutu, bina ve çevresi olarak değerlendirmeye almamızda yarar bulunmaktadır.
Tüketici gözüyle bakıldığında engelsiz, güvenli ve eşit bir yaşam alanı olarak konutlardan beklenen fiziki koşulları birkaç başlık altında toplayabiliriz:
A- Binalar;
1- Dış mekânlar ile yaşam alanı olan konut arasında engelsiz bir trafik akışı yaratılmalıdır.
2- Ara yollar kaymayan, hareket kısıtlılığı yaratmayan malzemelerden üretilmelidir. Estetik kaygısı güvenlik sorununa dönüşmemelidir.
3- Bina girişleri mümkün olabildiğince basamaksız olmalı, basamak konulması halinde standartlara uygun rampa konulmalıdır.
4- Kapılar, koridorlar ve benzeri yerlerde eşik olmamalıdır.
5- Koridorlar, kapılar tekerlekli sandalyelerin hareketlerini engellemeyecek genişlikte yapılmalıdır.
6- Merdivenlerin başında ve sonunda sahanlık bulunmalı, kavramayı kolaylaştırıcı küpeşteler kullanılmalıdır.
7- Asansörler çok katlı binalarda herkes için bir gereksinim haline almıştır. Bunların kapı ve iç genişlikleri, kullanılan düğmelerde hem tekerlekli sandalyeli hem de görmeyen engelliler dikkate alınmalıdır.
8- Ortak garaj ve otoparklarda engelliler için ayrı bir park yeri ayrılmalı, bu yerlerin mümkün olduğunca bina içine erişimine yakın yerlerden seçilmesine özen gösterilmelidir.
B- Konutlar;
1- Geniş cam yüzeylerden kaçınılmalıdır. Bu tür yüzeyler her gruptan engelliler ve yaşlılar için tehlikeli kazalara yol açabilecek niteliktedir.
2- Kaygan zeminlerden kaçınılmalı, keskin köşeler azaltılmalı veya bunlar yuvarlatılmalıdır. Sivri ve keskin köşeler, noktalar her engelli grubu ve yaşlılar için tehlike anlamına gelmektedir.
3- Kapılar ve kapıların ön-arka açıklıkları yine tekerlekli sandalye kullananlar düşünülerek, standartlara uygun ölçülerde olmalıdır.
4- Elektrik düğmeleri, farklı amaçlarla kullanılan düğmeler, tuşlar, mekanizmalar tekerlekli sandalyedeki bir engellinin kullanabileceği yüksekliğe ayarlanmalıdır.
5- Odaların genişliği, konulan mobilyalar arasında rahatlıkla dolaşmaya uygun tutulmalıdır. Örneğin yatak odalarında yatak ve dolaplar arasında bir tekerlekli sandalye rahat hareket edebilmelidir.
6- Yeni yapıların birçoğunda dolaplar da hazır olarak üretilmekte ve müşterinin kullanımına sunulmaktadır. Hazır dolaplar boyutları ve kullanım kolaylıkları göz önünde bulundurularak tercih edilmelidir.
7- Engelliler için banyo ve tuvaletler en fazla zorlukla karşılaşılan alanlardır. Zeminin zorunlu olarak kaygan malzemeden yapılmasından başlayarak armatürlere varıncaya kadar birçok sorun burada bizleri beklemektedir.
8- Banyoların büyük çoğunluğuna tam veya yarım boyutlu küvetler konulmaktadır. Bu aslında halkın genel alışkanlıklarına uygun olmayan bir banyo aracıdır. Engellilerin de banyo almalarını büyük oranda zorlaştırmaktadır. Bunun yerine giriş ve çıkışı kolay duş kabinleri tercih edilmelidir.
9- Özellikle banyolarda tutunma küpeşteleri bulunmalıdır. Bu küpeşteler ıslak ve kaygan zemin üzerindeki her kullanıcı için güven sağlayıcı bir araç olacaktır.
10- Klozetlerin çevresi tekerlekli sandalye veya çift koltuk değneği kullanan engellilerin yanaşmasına uygun açıklıkta olmalıdır.
11- Armatürler hareket yetersizliği olan ve tekerlekli sandalye kullanan herkesin ulaşabileceği yükseklikte ve biçimde olmalıdır. Son yıllarda bu alanda bir hayli ilerleme sağlanmıştır, elle ve kolla kullanılabilen, harekete duyarlı elektronik sistemler büyük kolaylık getirmektedir.
12- Bulaşık ve çamaşır makinelerinin yerleri engellilerin ve yaşlıların zorluk çekmeden kullanabileceği yerlerde bulunmalıdır.
13- Mutfaklar evlerin en fazla kullanılan alanlarından biridir. Geçmişte yalnızca yemeğin hazırlandığı ve bulaşığın yıkandığı bir yer idi. Değişen alışkanlıkla birlikte misafir dışındaki yemekler de burada yenilmektedir. Artan fonksiyonlarıyla beraber boyutlarının da buna uygun hale getirilmesi gerekmektedir.
14- Mutfaklar, ev kazalarının en fazla yaşandığı bölgeler arasında olması nedeniyle her alete, düğmeye, noktaya erişimi kolaylaştırılmalıdır. [7]
Değerli konuklar,
Yukarıda sıraladığımız başlıklar, en genel haliyle ve herkesin evlerinde güvenli bir yaşam sürdürmesini sağlamaya dönük temel nitelikteki unsurlardır.
Engellilerin gruplarına göre farklı ve kendileri açısından çok daha önem taşıyan birçok başlık, ölçü ve talep bulunabilir. Teknolojinin sunduğu olanaklar, yenilikler her alanda kullanılabilir.
Konuşmamın başından beri altını çizmeye çalıştığımız nokta şudur: Sağlıklı, güvenli bir ortamın yaratılması için önce birlikte düşünmemiz, ortaklaştığımız ve birlikte belirlediğimiz kuralları ise titizlikle uygulamamız gerekmektedir.
Standartlar konusunda Türkiye Standartlar Enstitüsü, engellilere uygun çevre, yapı ve konutlarla ilgili olarak aralarında bizim de bulunduğumuz sivil toplum örgütleri, meslek odaları ellerinden geldiğince yayınlarla ilgilileri, toplumu bilgilendirmeye çalışmaktadır. Mimarlar Odası’nın kimi şubelerinde engellilere yönelik tasarım özel meslek içi eğitim olarak ele alınmaktadır. Ancak akademik düzeyde bir ders başlığı olarak henüz üniversitelerde yeterli düzeyde yaygınlaşmamıştır. Bu nedenle, tüketici olarak engellilerin ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte konutların üretilmesi için birlikte çalışma zorunluluğu doğmaktadır.
Demokrasi bir katılım rejimidir. Yalnızca oy vermekle yetinmeyen, her an vatandaşlarının görüşlerine ve gerektiğinde onayına başvuran bir yönetim anlayışıdır. Demokratik bir toplumda, bireyler ortak sorunların çözümüne katkı vermekle yükümlüdür. Bu bir vatandaşlık görevi ve sorumluluğudur. Aynı şekilde yönetimlerde yer alanlar da bireylerin katılımına olanak sağlayan kanalları açmalıdır.
Ortak değerler, çıkarlar, amaçlar için örgütlenmiş bireyler, demokrasinin işleyişine olduğu kadar toplumun gelişimine de katkı sunarlar. Bu anlamda özellikle sivil toplum örgütlerinin karar süreçlerine katılımının sağlanması, aksayan yönlerin değiştirilmesi, yeni çözümlemelerin üretilmesine olanak yaratacaktır.
Bina yapımı teknik bilgi ve deneyimi gerekli kılar. Ama tüm bu bilgiler ortaya koydukları ürünlerle bir değer yaratır. Eğer yaratılan ürün kullanılamıyorsa veya onu satın alanlar için değiştirilerek kullanılmak zorunda kalıyorsa burada bir sorun vardır.
Tüketici olarak biz engellilerin siz bina tasarımcılarından, yapımcılarından beklentimiz öncelikle bizleri farkında olmanızdır. Geçmişteki hataları düzeltmek, geleceği daha güzel yaratmak için birbirimizin bilgisine, deneylerine, gözlemlerine ihtiyacımız bulunmaktadır. Yeter ki bu kanalları sağlıklı bir biçimde açık tutalım. Beklentilerimizi karşılayacak nitelikte konutlar, binalar sanılanın aksine ek maliyet getirmeyeceği gibi bireysel ve toplumsal yönlerden de başarılı sonuçlar yaratacaktır.
Konferansın üreteceği görüşlerle, bireysel ve aynı zamanda sosyal zeminde kentleşmeye, gelişmeye, kalkınmaya katkı vermesini umut ediyorum. Başta Altın Anahtar Dergisi olmak üzere bu konferansı düzenleyen, katılarak görüşlerini paylaşan, bizlere bu olanağı sağlayan herkese teşekkür ederim.
[1] Özürlüler İçin Engelsiz Avrupa Tebliği 12 Mayıs 2000, COM (2000) 284 final
[2] Ayrımcılığa Karşı Topluluk Eylem Planı Oluşturulması (2001-2006) 27 Kasım 2000, Konsey Kararı (2000/750/EC)
[3] T.C. Anayasası, Madde 5
[4] Özürlülerin İstihdamının Ve Toplumsal Bütünleşmelerinin Teşvik Edilmesi 15 Haziran 2003, Konsey İlke Kararı (2003/C175/01)
[5] Sağlıklı Yaşlanmaya Yönelik Mimari Tasarım İlkelerinin İrdelenmesi Yrd. Doç. Dr. Şen Yüksel, http://www.nilufer.bel.tr/kentsaglik/2_gun%5Csalon_b%5Cyuksel_sen.pdf
[6] Türkiye Özürlüler Araştırması 2002, Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı
[7] Sakatlar ve yaşlılar için de ulaşılabilir bir çevre, Derleyen Şükrü Sürmen, Türkiye Sakatlar Derneği ve İstanbul Çocukları Vakfı yayını
Özürlü kişilere uyarlanmış yapı, Association Suisse des Invalides, İBB, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi, OFD
Ulaşılabilirlik klavuzu, TMMOB Mimarlar Odası İzmir Şubesi, http://www.izmimod.org.tr/yasa/engelli.html
Yazdır
E-Posta
Facebook
Twitter
Google
MySpace
Anasayfam Yap
Favorilerime Ekle
Siteyi Öner