Haberler
Tandırlar, ölüm kuyuları olmasın
Yeryüzündeki cehennem kuyuları diye bildiğimiz tandırlar bölgede her yıl onlarca can almaya devam ediyor. İşin en ilginç buyotu ise tandırların artık esrarengiz infaz yeri olarak tercih edilmesidir…
Röportaj: Adem YILBOĞA - Hamdiye ERİK (ÖZEL)
Yeryüzündeki cehennem kuyuları diye bildiğimiz tandırlar bölgede her yıl onlarca can almaya devam ediyor. İşin en ilginç buyotu ise tandırların artık esrarengiz infaz yeri olarak tercih edilmesidir…
Bu can alıcı acı gerçeği Adem Yılboğa ve Hamdiye Erik araştırdı. Dileğimiz bu gerçeğin göz ardı edilmesi ve bu konudaki arayışların toplum bilimcileri tarafından da takibe alınıp çözüm noktasında somut çalışmaların yapılmasıdır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin vazgeçilmezi tandır evleri her yıl onlarca kişinin ölümüne sebep olduğu gibi onlarca inanı da sakat bırakıyor.
Sakat bırakan ya da ölümlere yol açan tandırlar; sosyal yapıyla ilgili bölgede yer almış bulunmaktadır. Tandırlarda pişirilen ekmeğin ölümlere neden olmadan daha değişik şekillerde nasıl elde edilebileceği konusunda yapılmış somut bir çalışma bulunmuyor. Kadınların saatlerce kıvama getirmek için yoğurduğu hamurun yöresel damak tadına uygun olarak tandır ekmeğinin nasıl üretilebileceği anlamında yanıt arayan Adem Yılboğa ve Hamdiye Erik’in yaptığı röportajlar gazetecilikte bölgemizde yaşanan ender örneklerinden birini yansıtıyor.
Adem Yılboğa ve Hamdiye Erik’in tandıra düşüp yananlar ve yakınlarıyla yaptığı özel röportajlar şöyle:
Röportaj: 1 (Hediye Koç)
Adem Yılboğa: Tandıra düşüp yandınız. Olayı analtır mısınız?
Hediye Koç: Tandır evinde ekmek pişirirken bir anda tandıra düştüm. O dehşet verici acı hikayeyi hatırlarken yeryüzünde adeta cehennemi yaşıyorum. Ekmek çıkarırken bir anda gözlerim karardı ve baş üstü tandıra düştüm. Bundan 7 yıl önce tandıra düştüğümde feci şekilde yandım. Yıllarca tandır ekmeği pişirdim ama o gün tandıra nasıl düştüğümü anlayamadım.
O acı günleri unutmadığı gözlerindeki korkudan okunan Hediye Koç, ekmek pişirmek için tandırı yaktıktan sonra ani bir baş dönmesi sonucu dengesini kaybedip tandıra düştüğünü ve o an çıkamaz bir halde olduğunu, alevler içinde çırpındığını anlatırken insanın tüyleri ürperiyordu.
KIZI BERİVAN KURTARDI
Annesinin tandırda alevler içinde yandığına şahit olan küçük kızı Berivan daha küçük yaşta iken bu faciayı gözleriyle gördü. Annesini kızgın alevler içinde gören küçük Berivan feryat ederek akrabalarına ve çevrede bulunan komşularına haber vermiş.
YANIK ÜNİTESİ OLMADIĞI İÇİN ERZURUM’A KALDIRILMIŞ
Ağır yaralı olarak Hediye Koç tandır’dan çıkartıldıktan sonra Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Araştırma Hastanesine kaldırılmış ve ilk müdahalesinin ardından Van’da yanık ünitesinin olmayışından dolayı Erzurum‘a sevk edilmek zorunda bırakılmış.
Hediye Koç, halen baş ağrısı çektiğini, zaman zaman şiddetli baş ağrısından dolayı baygınlık geçirerek düştüğünü anlatıp tedavi sürecinin devam ettiğini belirtti.
Baş ağrılarından dolay ev işlerini yapmadığını titrek ve korku dolu bir sesle anlatmaya çalışan Hediye Koç ekmek pişiren bayanlara da röportajımız aracılığıyla mesajlarda bulundu ve ekledi: 7 yıldır tandırlardan uzağım fakat halen acısını çekmekteyim. Kollarım kafam ve vücudumun yüzde sekseni yandı. Biliyorum maddi sıkıntılardan dolay tandır ekmeği pişiriyoruz. Bu işi yapmak zorunda olan kadınlara tavsiyem; tandırlarınızı uygun şartlarda yapın, yer tandırı yapmayın. Tandırı yakarken ve ekmek pişirirken kendinize daha çok dikkat edin. Yetkililere de çağrıda bulunmak istiyorum. Lütfen denetimler yapılsın. ‘Tandır evleri ölüm koyuları olmasın’ çağrısında bulunuyorum. Ben şu anda çok zor durumdayım bana da yardım eli uzatılsın.
Röportaj: 2 (Berivan Koç – Hediye Koç’un kızı)
Hamdiye Erik: Annenizin tandırda alevler içinde yandığına şahit oldunuz. Neler hissettiniz? Olayı anlatır mısınız?
Berivan Koç: O zaman 6 yaşındaydım. Şimdi ise 13 yaşına geldim. Annemin o anki dorumu gözlerimin önünde gitmiyor. Dışarıdan tandır evine girdim ve bir anda annemi tandırda alevler içinde gördüm. Bebek olan kardeşim kucağımdaydı. Kardeşimi yere attım. Büyük bir panik içinde ağlayarak ve bağırarak akrabalarımı ve çevrede oturan komşularımızı çağırdım. Halen o günün etkisini üzerimde atmış değilim. Annemi tandırdan amcam ve halalarım çıkardı. Bütün vücudu yanmıştı. Dışarı çıkarıldıktan sonra üzerine su dökerek söndürdüler ve hemen ardından hastaneye kaldırıldılar. O zaman babam ise inşaat işçisi olduğu için Antalya’da çalışıyordu. Amcalarım annemi hastaneye kaldırdıktan sonra burada 4 gün müşahedede kaldı ve sonrası Erzurum’a sevk edildi. Buradaki müdahaleler yetersiz gelince annemi Anakara’ya sevk ettiler. Annem halen baygınlık geçiriyor ve baş ağrıları devam ediyor. Bu tür faciaların yaşanmaması ya da en aza indirgenmesi için tandır evlerine çözüm aranması gerekir. Yetkililere seslenmek istiyorum, biran önce tandır evlerinin uygun bir şekilde yapılması için maddi durumu iyi olmayan ailelere yardımcı olmaları çağrısında bulunuyorum. ‘Anneler yanmasın çocuklar ağlamasın’ ben acısını yaşadım başkaları yaşamasın. Tandır vakası sonucu annemi Allah bize geri verdi amma üzerindeki kalıcı izler, yanıkları gördükçe halen gözlerimin önünde gitmiyor.

Ropörtaj: (3) Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ünal Öncül
Bilindiği bu sosyal konular hakkında sosyologlar ve sosyal hizmet uzmanları daha da detaylı bilgilere sahiptir. Bu nedenle Sosyal Hizmetler Van İl Müdürü Ünal Öncül ile bu konunun sosyolojik ve kültürel boyutunu görüştük. Ünal Öncül arkadaşımız diye Erik’in Ham sorularını cevapladı.
Hamdiye Erik: Bölgemizde yeryüzündeki cehennem diye tabir edilen ve her yıl onlarca kişinin yanarak ölümüne ya da yaralanmasına sebep olan tandırlar ile ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
Ünal Öncül. Tandır çukurlarının kültür zenginliği konusunda baktığımızda hayatımızda önemli bir yeri vardır. O yüzden tandır evlerini hayatımızdan çıkartıp atmamız çok düşünülmemeli. Bunu daha sağlıklı hale getirmek için çalışılmalı. Tandır evlerimizin kültür zenginliğimiz olduğunu söylemek lazım, her ne kadar gazetecilikte ölüm kuyuları ve cehennem çukurları denilse de. Tandır evlerimizi kültür zenginliğimiz olarak da görmekte fayda olacağını düşünmek lazım. Doğu Anadolu’da kadının günlük hayatında önemli yer tutuğunu ekonomik açıdan zor durumda olan yöre halkının mecburen yöneldiği tandırlar yere sıfır bir şekilde yapılmakta. Her yıl onlarca yanan kadın ve çocuklarımızın canına mal olmakta. Nitekim bu tandır evleri özellikle kırsal alanlarda çok görüldüğü için kadınlar ve çocuklar için yeryüzündeki cehennem çukurları niteliği taşımakta. Bu tandır evleri ya can almakta ya da onarılmaz yaralar açmakta. Tandır; ekmeğimizin yanı sıra Van balığı, Helise ve buna benzer birçok yiyecekler pişirilmekte. Bu nedenle halkımız için ciddi anlamda tandır evlerimizin yeri vardır.
Hamdiye Erik: Sayın Öncül, bu vakaların önüne nasıl geçilebilir?
Ünal Öncül: Tandıra düşme olaylarının önüne nasıl geçilmeli derseniz yere sıfır değil de yerden yüksek yani ağzı 55, taban çapı 80 santimetre yüksekliği ise 1 metreyi bulan mesafede yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bununda maliyetinin 50–60 TL olduğunu ve ciddi anlamda çalışmalar yapılırsa birçok can kurtarılabilinir. Bunun daha sağlıklı hale getirilmesi için çalışılmalı, bu konu hakkında muhtelif çalışmalar olduğunda bilmekteyiz ki tandır tehlikelerini vatandaşa aktarabilmeleri için öğretmen, muhtar ve imamlardan konuyu halka aktarılması için bilgilendirme yapılabilinir. Tandır evlerinde ekmek pişiren kadınların başka hastalıklar da kaptığını, çıkan dumandan rahatsızlık duyan birçok kadının solunum hasatlığı çektiği denmektedir. Bu anlamda tandır evlerinin hayatımızda bir an önce çıkartmak mümkün olmadığını ve bundan dolayı tandırların yere sıfır olarak değil, yüksek yapılaması tehlikeleri azaltabileceğini söylemek mümkündür. Türkiye’de yıllık 1.000.000 kişinin yanıktan etkilendiği sanılmakta, bunların 12.13.000’i hastanelerde tedavi görebilmektedir ve bunlardan 2000’i ölmektedir. Ülkemizde yanıkların %70–80 i kapalı mekanlarda oluşmaktadır ve bu da bunu gösteriyor ki bölgede insanlar gıdalarını pişirme işlemlerinin büyük bir bölümünü tandırda yapaktadırlar. Biran önce ilgili kurumların bu konu hakkında hassasiyet göstererek toplumsal sorumluluk çerçevesinde toplantılar yapılması ve buna yönelik projeler yapılarak tandır ölümlerinin ve tandır yanıklarının önüne geçilmesi kaçınılmazdır.

Adem Yılboğa: Sayın Koç eşinizin tandıra düştüğünde siz Antalya’da inşaat işçisi olarak çalışıyordunuz. Neler söyleyeceksiniz?
Röportaj: 4 (Fesih KOÇ, tandıra düşerek yanan Halime Koç’un eşi) Ben Antalya’da inşaatta çalışırken haber geldi eşimin tandıra düşüp yandığını söylediler. Bana gelen telefonla şok oldum. Eşimin tandıra düştüğünü, vücudunda aşırı derecede yanıkların olduğunu anlattılar. Kurtulma şansının yüzde elli olabileceği konusunda bilgi verildiğini bildirdiler. Haberi alır almaz hemen memlekete geldim. Eşimin durumu çok kötüydü. Hemen Erzurum’a götürerek tedavi altına aldık. Orada kurtulma şansının düşük olduğunu anladım. Yaptığımız görüşmeler sonucunda Ankara’ya sevk edildi. Ankara’da doktorlar eşimin kurtulma şansının % bir olacağını söylediler. Ankara’da eşimin tedavisi başladı. Üstelik eşim hamileydi. 6 ay tedavi gören daha sonra hayata geri döndü. Ekmek pişiren bayanlara önemli mesajlar vermek istiyorum. Özelikle Doğu Anadolu’da ekmek pişiren kadınlara seslenmek istiyorum. ‘Benim hanımım tandıra düştü, bunun acısını çok büyük bir şekilde çektik. Benim, ekmek pişiren kadınlarda ricam, tandırlarını yere sıfır yapmayın. Yerden yükseğe aldırın. Bilindiği gibi ateş düştüğü yeri yakar. Eşimin tandır kazasından sonra perişan olduk. Zaten inşaatta çalışıyordum. Durumum daha da kötü oldu. Yetkililerden destek bekliyoruz.’
Röportaj: 5 (Saray Kadın Derneği Başkanı Hamide Yeni)
Hamdiye Erik: Sayın Yeni, bölgemizde yaşanan tandır vakalarının önüne geçmek için bugüne kadar herhangi bir çalışma yapıldı mı? Yapılmadıysa ne gibi önerileriniz var?
Hamide Yeni: Tandır evleri ile ilgili bugüne kadar eğitici anlamda herhangi bir çalışma yapılmamıştır. Bu konuda insanları bilgilendirmek gerekir. Bu nedenle tandırlarımız ölüm saçmaktadır. Tam anlamıyla, bölgenin can alıcı gerçeği olan ve bugüne kadar birçok ölüm, birçok yanma ve yaralamaya sebebiyet veren tandırlar konusunda Van’da eğitim çalışmaları olmalıdır. Tandır evleri hassas bir konu olduğu için çok sık eleyip, ince dokumak gerekmekte. Dolaysıyla bölgedeki kadınlarımızın %80 i işlerini tandır evlerinde görmektedirler ve bu gıdaların pişirilme işlemlerinin büyük bir bölümü tandır evlerinde yapılmaktadır. Özelikle kırsal alanda, ilçe ve köylerde gerekli çalışmalar yapılamadığını, eğitici veya bilgilendirmek amaçlı çalışmalarında olmadığını biliyoruz.
Bölgede resmen tandır evlerimiz ölüm saçmaktadır. Buna gerekçe olarak da kırsal alanda başka alternatif bir çalışma yapılmamasından kaynaklanıyor. Özelikle kışın tandıra düşme vakalarının çok görüldüğünü ve bununla ilgili ne tür önlemler alınması konusunda yetkililerin el atması gerektiğini kaçınılmaz bir durumdur. Özelikle valilik, kaymakamlıklar ve belediyelerin ortaklaşa yapacağı bir çalışma sonucunda tandır ölümlerinin veya yaralanmalarının önüne geçilebilinir. Köye yardım götürme birimlerinin olduğunu Valilik ve Kaymakamlıkların biran önce bu feryatları duyması, ölümlerin önüne geçilmesi gerektiği kanısındayız.
Kırsal alanda fırının olmayışı mecburen köy halkını tandır evlerine yönlendirmekte, köylere yardım götürmeden ödenek sağlanılırsa, tandır evlerinin 80 santim yükseğe alınması mümkün olabileceğini ve bununda maliyetinin az olduğunu biliyoruz. Yapılacak bu destekle beraber eğitici çalışmalar da gerçekleşirse tandıra düşme oranı giderek azalır.

Röportaj: 6 (Van Kadın Derneği Başkan Yardımcısı İlknur Demirörs)
Adem Yılboğa: Tandırlarda yaşanan ölüm ve yanık vakalarının önüne geçmek için ne yapılmalı?
Bölgemizde ihtiyaç gereği tandır evleri oldukça fazladır. Bölge halkının ekonomik durumu çok vahim. Yoksulluk ön safhada gelmektedir. Yerde bulunan tandırlar kadınlarımız ve çocuklarımız için tehlike teşkil etmektedir. Burada yapılması gereken, ilgili korumlar denetim yaparak bu tandır evlerinin daha iyi şartlara gelmesi için çalışmaları gerçekleştirmektir.



Yazdır
E-Posta
Facebook
Twitter
Google
MySpace