Font Boyutu: A A- A+
Renk Değiştir: Pembe Sarı Mavi

Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Site İçi Arama

Haberler

Milli takım kampında kendisine domuz eti yemesi için baskı yapıldığını iddia eden engelli milli okçu Semray Taş Özer, federasyondan ayrılma kararı aldı
ETKİLEŞİM KUTUSU
E-POSTA İLE PAYLAŞ

E-Posta Adresi:

Semray bıraktı

İngiltere'de düzenlenen Okçuluk Şampiyonası'nda, 2012 Londra Paralimpik Olimpiyatları için kota alamayarak elenen Muğlalı engelli milli okçu Semray Taş Özer'in kocası Alparslan Özer, eşinin Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu'ndan ayrılacağını açıkladı. Özer, "Semray artık normal sporcularla Türkiye Okçuluk Federasyonu sporcusu olarak yarışacak" dedi.

DÜNYADA İLK VE TEK
Alparslan Özer, eşine milli takım yurtdışı kampında antrenörler tarafından domuz eti yemesi için baskı kurulduğunu ileri sürmüştü. Federasyon yetkilileri ise iddiaların gerçek dışı olduğunu savundu. Dünyada ağzıyla ok atan tek bayan sporcu iken, biyonik protez ele kavuşan Muğlalı engelli okçu Semray Taş Özer, İngiltere'de düzenlenen okçuluk şampiyonasında 25 sporcu arasında ilk 6'ya giremedi, 2012 Londra Paralimpik Olimpiyatları için kota alamayarak elendi.

"ONU DIŞLADILAR"

Şampiyonanın sona ermesinin ardından Semray'ın aynı zamanda okçuluk antrenörü olan eşi Alparslan Özer, milli takım antrenörleri tarafından eşine yurtdışı kampında domuz eti yemesi için baskı kurulduğunu ileri sürerek, "Eşim Türkiye Bedensel Engelliler Spor Federasyonu'ndan ayrılma kararı verdi. Eşime 'Et yemeği yeseydin başarılı olurdun' denildi. Eşim yurtdışında yapılan et yemeklerinin helal etten yapılıp yapılmadığını bilmediği için yemeyi reddetti. Yarışma öncesi baskıya maruz kalarak moral ve motivasyonu düştü. Milli takım antrenörü ve bazı milli sporcular alkol alırken, eşim içmediği için eleştirilip, 'Niye bardağımıza bakıyorsun' diye dışlandı" sözleriyle dikkatleri üzerine çekti.
Eşinin baskılara daha fazla dayanamadığını anlatan Özer, 14 yıllık okçuluk hayatı boyunca defalarca milli takım forması giymesinin önemsenmediğini savundu. Alparslan Özer, "Türkiye'de cesaret edilemeyen bir teknikle ok atarak, yurt dışında ülkemize madalyalar kazandıran eşimin son 3 yılda işitmediği hakaret kalmadı. Sorunu çözmeye çalıştıkça, üstlere farklı şekilde yansıtılarak eşim suçlanıldı, haksız duruma düşürüldü. Türkiye Bedensel Engelli Okçuluk Federasyonu'ndan ayrılarak, normal sporcularla birlikte Türkiye Okçuluk Federasyonu'na katılacak" dedi.

SPORCUMUZU KAZANACAĞIZ
Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Burhanettin Hacıcaferoğlu, Semray'ın olimpiyat kotası alamamanın üzüntüsüyle böyle bir açıklama yaptığını düşündüğünü söyledi. Hacıcaferoğlu, şöyle konuştu: "Biz sporcumuzu her iki federasyon yarışmalarında da görmek istiyoruz. Bırakacağı yönündeki açıklamayı, olimpiyat kotası alamamanın üzüntüsüyle yaptığını düşünüyorum. Semray bizim örnek sporcularımızdan birisidir. Sonuna kadar destekliyoruz. İnanıyorum ki önümüzdeki günlerde Semray tekrar eski motivasyonunu kazanıp, başarılarına devam edecektir. Muğla engelli okçuluk takımı kuran tek il. Tek amaç sporcunun başarılı olması değil, spor yapmaları ve toplum içerisinde ayakta durabilmeleridir. Başarı ikincil amaçtır. Kendisi İngiltere'den yeni döndü. Biraz dinlensin önümüzdeki günlerde kendisiyle bu konuyu görüşeceğim."

SİNAN GENÇ YAZIYOR

Semray'lar eve dönmesin!

"Domuz eti skandalı" sonrasında hemen telefona sarıldım... Semray'ı aradım... Tedirgindi ve anlaşılan hala olayın şokundaydı... Telefonda Semray'ın titreyen sesi onun ne kadar üzgün olduğunu açık seçik ortaya koşuyordu. Sözün bittiği yerdeydik. Devlet sporcusu olarak konuşamayacağını anladığım için eşi Alpaslan'ı aradım. Semray ve eşi Alpaslan ile daha önce yaptığım "Engel Tanımayarlar" yazı dizisinde tanışmıştım... Onlar müthiş bir öykünün başkahramanlarıydı... Evinde çıkan yangın sonucunda kolunu kaybeden, yüzü yanıklar içinde kalan Semray'ın okula neden 9 yaşında başladığını, beden eğitimi öğretmeninin teşviğiyle ağzıyla ok attığında neler hissettiğini, sağlık sorunları nedeniyle sporu bırakma noktasına geldiğinde hastanede eşi Alpaslan ile nasıl tanıştığını ve o Alpaslan'ın onu nasıl hayata bağladığını çok iyi bilenlerdendim.

YANAN ELİN İZİ
Yeni Asır'ın kampanyasıyla biyonik protez ele kavuşan Semray'ın hayata dönüşü ve eşinin yaptığı aparatla destanlar yazması beni çok etkilemişti. Çok iyi biliyorum Semray'ın en büyük hayali 2012 Londra Paralimpik Olimpiyatları'na katılmaktı. Eşiyle gece gündüz çalışıp İngiltere'deki seçmelere hazırlandılar. Gazete sütunlarındaki haberleri okuduğumda şoke oldum. Maksadım bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Alpaslan ile konuştum. Domuz eti yemeye zorlandığı iddialarını doğruladı ama asıl sorunun vize işlemleri ve teknik hatalardan kaynaklandığını söyledi. Semray'ın vize işlemlerinin yapılmadığını, sorunu başbakanın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ile kendilerinin çözdüğünü, Federasyon yetkilerinin Semray'a 'Harcırahını al, evine dön" dediğini, Semray'ın oraya gitmesini istemediklerini, vize işlemleri sırasında parmak izi istendiğini ama Semray'ın sağ elinin olmadığnı, sol elinde de izlerin yüzde 90'ının belirsiz olduğunu, yanmış elin parmak izinin nasıl alınacağını (!) anlattı, ağlamaklı sesiyle. Alpaslan çok doluydu. Milli Takım antrenörlerinin Semray'ın yay ayarlarıyla oynadığını ve bu yüzden başarılı olamadığını da iddia eden Alpaslan, daha önce de bu konuda rahatsızlık yaşadıklarını Milli Takım kampı sonrasında katıldıkları Türkiye Şampiyonası'nda yay ayarını kendisinin yapmasının ardından Semray'ın Türkiye ikincisi olup genel klasmanda bronz madalya kazandığını hatırlattı. Ve ekledi: "Semray geçici olarak engelliler kategorisinde yarışmak istemiyor. Çünkü morali çok bozuldu. Sağlamlarla yarışmak istiyor"...
Sonuç olarak... Federasyon Basın Sözcüsü Şükran Ateş ile de konuştum. İddiaların külliyen yalan olduğunu söyledi ve kendince savunmalar yaptı. Maksadım bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Suçlu da aramıyorum. Semray'a ve Alpaslan'a sahip çıkalım. En azından onların hayat öykülerine saygı duyarak...
Unutmayalım, Semray'ları eve döndürmek, onları ölüme sürüklemekle aynı şey...

yeniasır