
Duyurular
Sağlık hakkı forumu sonuç bildirgesi
Sağlığıma Engel Olma Platformu
SAĞLIK HAKKI FORUMU
Sonuç Bildirgesi
Sağlığıma Engel Olma Platformu’nun çağrısıyla 29 Mayıs 2010 tarihinde, İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Prof. Dr. Cem’i Demiroğlu Oditoryumu’nda “Sağlık Hakkı Forumu” düzenlenmiştir.
Forumda sunum yapan uluslararası hukuk, halk sağlığı alanlarında çalışan öğretim üyelerinin;
Hastalar, engelliler, çalışanlar, işsizler, küçük esnaf, emekliler, öğrenciler gibi toplumun farklı kesimlerinden sağlık hizmeti alanların;
Hekimler, eczacılar, psikologlar, sağlık teknisyenleri, sosyal hizmet uzmanları, hemşireler, hastabakıcılar gibi sağlık alanında hizmet verenlerin temsilcilerinin katılım ve katkıları birleştirilerek aşağıdaki ortak metin oluşturulmuştur:
Sağlık hakkının gelişim süreci
Sağlığın sosyo-ekonomik-kültürel etmenlerden etkilendiğinin ortaya konması halk sağlığı alanının gelişimine, aynı zamanda sağlığı hak olarak gören bir toplumsal mücadelenin parçası olmuştur. Bir yandan sağlıklı yaşamayı önceleyen beslenme, eğitim, çalışma ortamı, barınma gibi faktörlerin sağlanmasının önemine vurgu yapılırken diğer yandan sağlık hizmetlerinden eşit, nitelikli, ücretsiz yararlanma hakkının dile getirildiği bir “sağlık hakkı mücadelesi” sınıf mücadelesinin politik talepleri arasında hep yer almıştır. Erken kapitalizm yıllarından günümüze siyasi mücadele ile birlikte yürütülen politikleştirilmiş sağlık hakkı mücadelesi ön açıcı olmuştur.
Sağlık hizmetlerinin sosyal bir sistem olarak örgütlenmesi kapitalist sistemin gelişim süreciyle yakından ilişkilidir.
Sağlık hakkı talebinin bir yandan basit bir meta üreticisi olarak görülen işçilerin mücadelesinin güçlü bir parçası haline gelmesi, diğer taraftan sınıf mücadelesinin hızla düzen dışına kayarak sosyalist bir sistemi hedeflemesiyle kapitalist sistem, işçi sınıfının temel taleplerini sistem içinde tutmak için pek çok temel hak alanında olduğu gibi sağlık alanında da “sosyal” bir sağlık sistemi kurmak zorunda kaldı. Özellikle sosyalist ülkelerin anayasalarında sağlıklı yaşamın her vatandaşın temel bir hakkı olduğunun vurgulanması kapitalist ülkeleri de bu alanda daha ciddi düzenlemeler yapmaya itti. Sağlık hakkının uluslararası sözleşmelere dahil edilmesi de bu sürecin sonunda gerçekleşti.
Bu sözleşmelerde sağlık hakkı, sağlığı ilgilendiren beslenme, iş, sosyal güvence, eğitim, barınma vb. hakları da çevreleyen bütüncül bir hak olarak ele alındı.
Ancak 1970’li yıllarda başlayan ve sosyalist sistemin çözülmesiyle sert biçimlerde uygulamaya konulan vahşi kapitalist uygulamalar sağlık alanındaki gelişmeleri de yakından etkiledi. Sermaye sınıfı açısından diğer temel kamusal hizmetlerde olduğu gibi sağlık alanı da piyasanın sermaye hacmini büyüten, kar sağlayıcı unsurlarından biri haline getirildi.
Sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi
Kapitalist hükümetlerin kamu sağlık hizmetlerini kötüleştiren politikaları, kamunun açığını kapatmak için bilinçli olarak güçlendirilen özel sağlık kuruluşları izledi. Ve birkaç yıldır kendisi de ticari bir işletme gibi çalışan kamu sağlık kurumlarıyla bu alanın büyük bir kısmı ticarileştirilmiş oldu.
Aynı zamanda bu süreç yavaş yavaş halkın sağlık hizmeti almada sıkıntılarla karşılaşmaya başlayacağı sorunlar üretmeye başladı. İlaç alımının sınırlanması, kamu ve özel sağlık kuruluşlarında cepten ödeme uygulamaları, provizyon alımının zorunlu hale gelmesi önümüzdeki yıllarda vatandaşın sağlık hizmeti alımında ciddi sıkıntılarla karşılaşacağı anlamına gelmektedir.
Sağlık hizmetinin rekabete açılması ve hizmeti sunan emekçilerin maliyet unsuru olarak görülmesiyle bu hizmetlerin niteliğinde ciddi düşüş ve etik ihlallerinde artış gözlenmektedir.
Sağlık ocağı sisteminin dejenere edilmesi
Özellikle sorunu hastalanmayı önlemek olarak ele alan sağlık hizmeti anlayışının temel aldığı koruyucu sağlık hizmetleri birkaç yıldır aile hekimliği uygulamasıyla dejenere edilmiştir. Bu sistem ekim ayında İstanbul’da da uygulamaya konacaktır.
Aile hekimliği sistemiyle yetersiz de olsa koruyucu sağlık hizmeti vermeye çalışan “bölgesel” sağlık ocağı sisteminin kaldırılması ve sağlık sorununu bireye yönelik tedavi edici hizmet olarak gören ve hekim hasta ilişkisini müşteri ilişkisine dönüştüren bir sistem getirilmesi öngörülmektedir.
Sağlık ile birlikte birçok hakkın gasp edilmesi
Bütün bunlar karşısında ortaya çıkan tabloyu emekçi halk kitlelerinin sağlık hakkının gasp edilmesi olarak nitelemek yanlış olmayacaktır. Bu şekilde ulaşım, ısınma, aydınlanma, su kullanımı, barınma gibi en temel insan haklarıyla birlikte sağlık hakkı da sermaye sınıfının birikim sürecinin ihtiyaçlarına kurban edilmektedir.
Yine vahşi sömürün ön plana çıktığı çalışma ortamı güvencesizleştirme, düşük ücretler, çalışma saatlerinin artması, çalışma koşullarının kötüleşmesi, işçi sağlığı ve güvenliğine yönelik hizmetlerin yok sayılması başlı başına bir “sağlıksızlık” öğesi haline gelmiştir. Ülkemiz bu süreç kot kumlama işçilerinde ortaya çıkan “silikozis”, “tersanelerdeki ve madenlerdeki ölümlü iş kazaları”, “hastane yangınları”, “yeni doğan servislerindeki bebek ölümleri” gibi çarpıcı sağlık sorunları ile tüm toplum için görünür hale gelmiştir.
Bu bağlamda, sağlık hakkının gasp edilmesine yol açan politikaların uluslararası kapitalizmin merkezi uygulamalarının devamı niteliğinde olduğu çok açık olarak görülmelidir. Aynı süreçlerden geçen dünya ülkelerinin benzer deneyimler yaşadığı artık daha iyi bilinmekte ve bu ülkelerdeki toplumsal muhalefet hareketlerinin örgütlenme ve mücadele deneyimleri önemsenmektedir.
Sorunu sadece “devletin yapması gereken bir hizmet” olarak kabul edip devlete havale etme anlayışı yerine, özneyi sağlık hakkını talep eden halk kitleleri olarak görüp mücadelenin taraflarını bu şekilde oluşturmak gerekmektedir.
Özellikle dünyanın değişik yerlerindeki deneyimlerden faydalanarak, farklı araç ve yöntemler üreterek sağlık hakkının yerine getirilmesi sürecini aynı zamanda antikapitalist bir toplumsal bilinçlenme süreci olarak örgütleyebilmeliyiz. Talep etmenin yanı sıra talebi bir mücadele olarak örgütlemek ve alternatif sağlık hizmeti anlayışını somut bir gerçeklik haline getirmek de bu mücadelenin öznelerinin sorumluluğu altındadır.
Bu alanda uluslararası sözleşmeler de sağlıklı yaşamı her bir insan için “hak” olarak kabul etmiştir ve Türkiye bu sözleşmelere taraf olarak yükümlülük altına girmiştir. Türkiye’nin uluslararası insan hakları sözleşmelerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi gerekmektedir.
Sağlık hizmeti eşit, nitelikli ve ücretsiz olmalı
Bu sistemli gidişin durdurulması, geriletilmesi veya toptan ortadan kaldırılmasını kapitalist sistemin temel işleyiş mekanizmalarına bir eleştiri getirmeyen siyasal parti veya anlayışlardan beklemek son derece yanıltıcı olacaktır.
Esas olan bu vahşi kapitalist uygulamaların mağduru olan çalışan sınıflar, esnaf, emekli ve yoksul halk kesimlerinin sağlıklı yaşam hakkı talebini dile getirmeleri ve bunu toplumsal bir mücadele olarak örgütleyebilmeleridir.
Orta vadede mağdur halk kitlelerinde sağlık hakkı sorununu bir gündem ve eşit, nitelikli ve ücretsiz sağlık hakkı talebini meşru bir talep haline getiren bir hegomonya sağlanmalıdır. Bu süreç giderek verili sistemin uygulayıcılarını muhatap almaya zorlayan, mevcut uygulamalarda delik açan, gerileten ve hatta ortadan kaldıran bir toplumsal güce ulaşmayı hedeflemelidir.
Bu sürecin örgütlenmesinde medyanın etkin ve doğru kullanımının sağlanması son derece önemlidir. Sağlık sorunlarını magazinel boyuta indiren ve gösteri dünyasının bir parçası haline getiren anlayış mahkûm edilerek; bir taraftan sağlık hakkını gündemine alan, diğer taraftan hastalığı sosyal boyutlarıyla ele alıp hastaları doğru biçimlerde yönlendiren bir medya için özel bir çaba içerisine girilmelidir.
Koruyucu sağlık hizmetleri talebi güçlendirilmeli
Özellikle İstanbul’un artan nüfusu karşısında her geçen gün daha da yetersiz hale gelen kamu sağlık hizmetlerinin ve özellikle koruyucu sağlık hizmetlerinin arttırılması; sağlık ocağı olmayan yerlerde sağlık ocağı kurulması talebi öne çıkarılmalıdır. Bu talep basitçe bir sağlık ocağı binasının kurulması ve buraya ilgili personelin atanmasıyla sınırlı kalmamalıdır, Bununla birlikte sağlığı çevresel faktörleriyle birlikte ele alan ve kamu yönetiminin öncelikle vatandaşın sağlıklı bir çevrede barınma, beslenme ve temiz bir çevrede yaşama hakkının sağlık ocağı sistemiyle yerine getirilmesi talebi güçlendirilmelidir.
Vatandaşlar ikamet ettikleri veya çalıştıkları yerlerde ya hastane olmadığı ya da sınırlı imkanlarla donatılmış hastaneler olduğu için farklı yerlerdeki sağlık kurumlarına yönlendirilmekte ve sağlık hizmetine ulaşımda ciddi zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Bu konuda belli nüfus başına gerekli olan kamu hastanelerinin inşası için somut bir talep oluşturulup ilgili merciler üzerinde baskı gücü oluşturulmalıdır.
Örgütlü mücadele yaygınlaştırılmalı
Özellikle tersanelerde verilen sendikal mücadeleyle gün ışığına çıkan ya da maden kazalarında olduğu gibi saklanamaz bir gerçeklik olarak kamuoyuna yansıtılmak zorunda kalınan ama bu mücadelenin olmadığı inşaat vb. pek çok alanda görünmeyen, gizlenebilen iş kazalarının ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiği açıktır. İşçi sağlığı ve iş güvenliği konusunun sağlık hakkı mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınması zorunluluktur.
Sağlık hizmetlerine erişim engellerden arındırılmalı
Günümüzde sağlık hizmetlerine erişimde ekonomik, coğrafi, sağlık kurumlarının teknik ve lojistik alt yapısı, sağlık personeli ve kültürel engeller artmaktadır.
Sağlık hizmetine ulaşmada en fazla sorun yaşayan kesimi engelliler oluşturmaktadır. Engellilerin sağlık hizmetine kolaylıkla ulaşması, sunulan hizmetin sınırlamalardan kurtarılması somut bir talep haline getirilmelidir. Bu taleple birlikte ve aynı zamanda engelliler alanındaki dernekler, vakıflar gibi örgütlülüklerin basit bir yardım kuruluşu gibi çalışmak yerine, bu mücadelenin bir parçası haline getirilip, daha etkin çalışması sağlanmalıdır.
Sağlık hizmetleri kapsamındaki erken tanı, kronik hasta izlemi, yaşlı izlemleri, işçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri, okul sağlığı hizmetleri, çevre sağlığı hizmetleri, esenlendirme hizmetleri, evde bakım hizmetleri, ruh sağlığı hizmetleri, sosyal hizmetler gibi birçok alanda ciddi yetersizlikler vardır. Hem kurumsal, hem sağlık insan gücü hem de bu hizmetlerin sunumunun planlanmasında bir başıboşluk yaşanmaktadır. Yukarıda sıralanan hizmetlerde açığı kapamaya yönelik piyasacı girişimlerin gün be gün arttığına tanık olmaktayız. Bu hizmetlerin tümünün kamusal bir anlayışla toplumun katılımı ile sunulmasına yönelik çabalar artırılmalıdır.
Evde bakım, psikiyatrik tedavi (ruh sağlığı hizmetleri) kamu hizmeti olmalı
Yaşamın içinde göremediğimiz evde bakım gerektiren hastalarımıza ve özellikle hala tam olarak nereye koyacağımızı bilemediğimiz psikiyatrik bozuklukların tedavisinde kamu hizmetlerinin daha yaygın ve etkili bir sorumluluk almasının sağlanması, görünmeyen ama çok sayıda ailenin bütün hayatını altüst eden bir sorunun çözümüne ilişkin somut öneriler oluşturmak ve bunu kamuoyuyla paylaşmayı önemsemek gerekmektedir.
Sağlık hakkı toplumsal mücadelenin bir parçası olmalı
Sonuçta bir hak olarak sağlığın tartışılması, bir sistem tartışmasıdır.
Bu hakkın elde edilmesi aynı zamanda toplumsal bir yenilenme sürecinin mütevazı bir parçası olarak ele alınmalıdır.
Kapitalist sisteme kazandırılmış bazı hakların kullanımı için yasaların uygulanmasını talep etme, bütçenin sorgulanması, yargıyı etkin olarak kullanma vb. mücadele yöntemlerinin yanında;
Esas olarak herkesin parası kadar insan olduğu, herkesin parası kadar sağlık hizmetine ulaşabileceği anlayışından, her vatandaşın doğuştan sahip olduğu ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan haklarına maddi gelir, statü veya başka hiçbir koşul aranmaksızın rahatlıkla ulaşabileceği ve yararlanabileceği bir sisteme ulaşmayı hedeflemek;
Dolayısıyla sağlık hakkı mücadelesini toplumsal mücadelenin bir parçası haline getirmek amaçlanmalıdır.
Sadece parasız sağlık hizmeti talebi yerine nasıl bir sağlık hizmeti istediğimizi,
Bu talebin sahipleriyle birlikte örgütlediğimiz ve somut bir gerçeklik haline getireceğimiz bir mücadele sürecini öngörebilmeliyiz.
· DİSK/Dev. Sağlık-İş Sendikası
· TTB/İstanbul Tabip Odası
· TMMOB/İstanbul İKK
· Türkiye Sakatlar Derneği
· Türkiye Kas Hastalıkları Derneği
· İşitme Engelliler ve Aileleri Derneği
· Sağlık Hakkı Hareketi Derneği
· Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği
· Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği İstanbul Şubesi
· Spina Bfida Derneği İstanbul Şubesi
· Halkevleri Engelli Hakları Atölyesi
· Halkevleri İstanbul Şubeleri
· Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi
Yazdır
E-Posta
Facebook
Twitter
Google
MySpace
Anasayfam Yap
Favorilerime Ekle
Siteyi Öner