Font Boyutu: A A- A+
Renk Değiştir: Pembe Sarı Mavi
Erişilebilirlik

TSD Forum yayında

Site İçi Arama

Makale ve Tebliğler

Türkiye Sakatlar Derneği üyeleri hastane önünde eylemde
ETKİLEŞİM KUTUSU
E-POSTA İLE PAYLAŞ

E-Posta Adresi:

Medya ve sivil toplum kuruluşları!

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Boyraz’ın 12 Ekim 2008 tarihinde düzenlenen Uluslararası Engelsiz Medya Buluşması toplantısındaki konuşma metni:

Sivil toplum kuruluşları ve medya bir toplum içinde büyük öneme sahiptir. Toplumda yer alan bireylerin devlet ve muhatap oldukları diğer kurum ve kuruluşlara karşı haklarını, çıkarlarını korumak amacıyla bir araya geldikleri yapılardan biri sivil toplum örgütleridir. Vatandaşlar tek başlarına yetersiz kaldıkları, kalabilecekleri durumlarda bir araya gelerek, sorunlarına çözüm aramak veya üretilmesi için örgütlenirler. Karar alma, kural koyma mekanizmaları üzerinde “baskı” unsuru olarak işlev görürler. Sivil toplum örgütleri, üyelerinin beklentileri doğrultusunda çalışmalar yapar, bunları toplumun diğer kesimlerine aktararak ortak zeminler yaratılmasına, sonuçlar çıkarılmasına katkı vermeye çabalar. 

Medyanın konumu yine toplum içinde tartışılamaz bir önemdedir. Medya kuruluşları ticari birer şirkettir. Yani çalışmalarında kar-zarar faktörü de bulunmaktadır. Bununla birlikte demokratik işleyişte kamuoyu oluşturma, toplumu bilgilendirme ve bilinçlendirme işlevi daha fazla öne çıkmaktadır. Bu nedenle yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü kuvvet olarak yerini almaktadır.

Yapıları farklı olmakla birlikte sivil toplum örgütlerinin ve medyanın işleyiş ve işlevinde ortak bir payda bulunmaktadır. Bu toplumu bilgilendirme, bilinçlendirme ya da daha geniş tanımıyla kamuoyu oluşturma şeklinde tanımlanabilir. İşleyiş ve işlevdeki bu ortak payda aynı zamanda ortak bir sorumluluğu da gerekli kılmaktadır.

Sivil toplum örgütleri, topluma mesaj verebilmek noktasında medyadan destek beklentisi içindedir. Medya kuruluşları yayın politikalarını uzun ve kısa vadeli dönemler içinde ideolojik, siyasi, ticari ve ekonomik koşullara bağlı olarak belirlemektedirler. Haliyle kamuoyu oluşturma işlevi sivil toplum örgütleriyle kimi yerde kesişmekte kimi yerde ise ayrışmaktadır.

Bu genel hat üzerinden bakıldığından sivil toplum örgütleri topluma ve temsilcisi olduğu toplum kesimine mesajlar iletmeye çalışır. Medya bu anlamda mesajların televizyon, radyo, internet, gazete, dergi gibi yayın araçlarıyla kamuoyuna aktarılmasında aracılık eder. Hiç şüphesiz bunu kendi yayın politikasının süzgecinden geçirerek yapar. Toplum haber, eğlence programı, film gibi değişik yollarla medyadan aldığı mesajlarla bilgilenir, kararları, tepkileri etkilenir.

Genel olarak çizdiğimiz bilgi trafiğinde tarafların hepsinin aynı ölçüde memnun edilemeyeceği açıktır. Ama aksayan bir yönün olduğu konusunda da endişelerimiz bulunmaktadır. Zaman zaman yapılan değerlendirmelerde medyanın toplumun aynası olduğu belirtilmektedir. Toplumun genel olarak görmediği, farkında olmadığı bir kesim olarak engelliler medyanın da gündemine girmekte güçlük çekmektedir.

Geçtiğimiz yıllarda medyada engellilere ayrılan yerleri tespit edebilmek için bir araştırma yaptırdık. Medya Takip tarafından 1500 gazete ve dergide içinde engelli, özürlü, sakat ibaresi bulunan haber ve yazılar derlendi. Bir yıl içinde en yüksek sayı 519 haber ve yazı ile Hürriyet, 469 ile Sabah gazetelerinde görüldü. Televizyon alanında ise engellilere en fazla süreyi veren 126 bin 828 saniye ile TRT 2 oldu. Bunu 569.342 saniye ile TRT 1 izledi. Özel televizyonlarda ise CNN Türk 47.067, Kanal 7 44 bin 337, NTV ise 36 bin 226 saniye ile ilk üç sırayı paylaştı. TRT 2’nin bu süresinin yüksekliği engelliler ile ilgili bir programa sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Son derece yetersiz olan bu sayıların içerik analizleri yapıldığında bir başka sorunla daha karşılaştığımızı görmekteyiz.

Engelliler daha çok adliye ve polis haberlerinden kaynaklı 3. sayfa haberi olmaktadır. Veya aynı medya kuruluşunun desteklediği bir yardım kampanyanın tanıtımını kapsamında konu edilmektedir. Özellikle televizyonlarda toplumun acıma duygularına hitap ederek yapılan yardım kampanyaları da sorunun bir başka yönünü ortaya koymaktadır.

Medya’dan topluma engelliler aciz insanlardır, onlara sadaka verelim birkaçı mutlu olsun, sizin de vicdanını kurtulsun mesajı verilmektedir. Bu durum sadece haber veya diğer programlar için değil, toplumun etkilendiği filmler, diziler yönünden de benzeri içeriktedir. Dizilerde, filmlerde engelliler hemen hiç yoktur. Olduklarında ise olumlu bir örnek olarak karşımıza çıkmamaktadır.

Küçük bir örnek vermekte yarar görüyorum. Yüksek reytingli bir dizide büyük bir şirketin yönetim kurulu üyesi ve avukatı kurşun yarası alıp felç kalıyor. Kişi bir sonraki bölümde tekerlekli sandalye ile karşımıza çıkıyor. Her türlü olanağa sahip olmasına karşın, tekerlekli sandalyede olduğu için çalışamaz, dışarı çıkamaz bir kişi olarak resmediliyor. Böylece tekerlekli sandalyeli bir engellinin ne kadar bilgili ve yetkili olursa olsun evine mahkûm olacağı mesajı veriliyor. Oysa bizler için verilmesi gereken asıl mesaj tam anlamıyla ters bir noktada durmaktadır. Olayı farklı biçimde kurgulamak mümkündür. Her an herkes engelli olabilir. Yapılacak o kişinin hayatla bağının sağlıklı kurulmasını anlatmaktır. Yöneticisi olduğu şirkette tekerlekli sandalye ile çalışmasını engelleyecek unsurlar gösterilebilir, bunların nasıl aşılabileceği aktarılabilir. Yani engelli olmanın yaşamın sonu olmayacağı, her zorluğun aşılmasının yollarının bulunduğu topluma mesaj olarak verilebilir. Bunun yerine, herkese olumsuz bir tablo çizilmesi, toplumun bilgilendirilmesi, bilinçlendirilmesi bakımından bir kirlilik yaratmaktadır.

Engelliler hayatın her alanında rol alabilecek durumdadır. Eğitimde, sanatta, sporda, bilim dünyasında, iş hayatında yetenekleri ve bilgileri oranında birçok başarıya imza atabilmektedirler. Yeter ki koşullar eşitlensin.

Demokratik bir toplumda herkes haklarından eşit olarak yararlanamıyor, haklarını kullanamıyor ise bundan hepimiz sorumluyuz. Sorumluluğun asıl yükü ise demokrasinin 4 temel gücüne aittir. Bu toplumda 9 milyona yakın engelli yaşıyor, ama medyamızdaki dünyada bunu görebilmek mümkün değildir. Yani medya bir ayna olarak toplumu tümüyle yansıtamıyor, görüntü ve ses hep eksik kalıyor. Eğer engelliler toplum içinde görülemiyorsa nedeni yetkililerin görevlerini yerine getirmemesidir. Yönetimlerin hataları sıralanırken hep yolsuzluklar, suiistimaller üzerinde duruluyor.

Ama kurallara uymayan yöneticiler eleştirilmiyor. Oysa kaldırım olması gerekenden yüksek yapılıyorsa;

1-                      Engelli, yaşlı, çocuk bunu kullanırken zorluk çekecek, hatta kullanamayacaktır.

2-                      Gereksiz yükseklik gereğinden fazla malzeme, işgücü kullanımı yaratacaktır.

3-                      Daha sonra kurallara uygun olmayan kaldırım bir daha sökülüp, yeniden yapılacak ve maliyet daha da artacaktır.

Hem mali, hem de sosyal olarak ortaya zarar çıkacaktır. Bunlar hiç ama hiç konuşulmamaktadır.

Bu ülkenin yolları, kaldırımları, parkları, bahçeleri, binaları kurallara uyularak, konulmuş standartlara göre yapılmadığı için yüz binlerce ortopedik, görme engelli sokağa çıkma hakkından mahrum kalıyor.

Konu basit bir sokağa çıkma sorunu da değil, buradan başlayarak birçok haktan mahrum kalınıyor. Engellilerin insanca bir yaşam olanağına sahip olması için Avrupa Birliğine girmemiz veya oradan bize reçete verilmesine de gerek yoktur.

Bizler medyadan ne bekliyoruz? Çok şey değil! Ayrıcalık hiç değil.

Medyamız topluma tutulan aynada engelliler de dâhil herkesin görüntüsünün yansıtılmasına yardımcı olmalıdır. Eğer toplumun bir bölümü eksik kalıyorsa, o zaman yanlış yapılıyor demektir. Bu eksikliğin giderilmesi için toplumun duyarlılığı harekete geçirilmelidir.

Karar alıcıları kural koyarken, uygulayıcıları uygularken hatalı davranmaması için uyarmalıdır. Engellilerin sorunlarının tam olarak yansıtılabilmesine, çözüm için farklı görüşlerin aktarılmasına aracı olmalıdır. Ama hepsinden önemlisi engelliyi “dilenci” konumda göstermekten vazgeçilmelidir.

Medya kuruluşlarımız hiç şüphesiz her konuda bilgi sahibi olmayabilir. Eksiğini de engelli örgütleriyle, engellilerin ilgili kuruluşlarıyla giderebilir.

Bizler her konuda isteyene yardımcı olmaya hazırız. Karşılıklı işbirliği ile toplumu engelliler konusunda duyarlı ve bilgili hale getirmek için üzerimize düşen her görevi yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.

Umuyoruz ki işbirliği sayesinde herkes haklarından eşit yararlanabilen yurttaşlar haline gelecektir

Medya Takip Merkezi
TSD Hakkında | Duyurular | Haberler | TSD Şubeleri | Forum
Anasayfam Yap Anasayfam Yap Favorilerime Ekle Favorilerime Ekle Siteyi Öner Siteyi Öner
MEDYAMAG & SADETECH