11 Mayıs 2009/014
ENGELLİLER YASASI, BEKLENTİLERİ KARŞILAMAYA YETMEDİ!
TSD Genel Başkanı Şükrü BOYRAZ’ın Taraf gazetesinden Cemre Ayşe TATLICI’nın sorularına verdiği yanıtlar:
1- 2005'te çıkmış olan engelli yasası istekleri ve öngörüleri karşıladı mı?
Engelliler yılların birikimi olan sorunlarına çözümler üretecek kapsamlı bir yasa beklentisi içindeydi. Ancak 2005 yılında çıkarılan 5378 sayılı Yasa, bu beklentileri ne yazık ki karşılayamadı.
Kimi konularda sürmekte olan karmaşayı da gideremedi. Yasa’nın ardından çıkarılan yönetmelikler de bir kısım hakların kısıtlanmasına yol açtı.
Engelli haklarında budamalar oldu, bu haklar ne durumda ve neler olmalı?
Engellileri en fazla etkileyen sağlık kurulu raporlarıyla ilgili düzenleme olmuştur. Bu rapor, engellilerin haklarından yararlanmaları ile ilgili derecelendirmeyi belirlemektedir.
Yapılan değişiklik birçok engellinin istihdam, vergi indirimi, engelli aylığı, emeklilik gibi temel hakların kullanımını önemli oranda kısıtlamıştır.
Yasa ve yönetmelikte engelliliğin ölçüsünün tespitinde Dünya Sağlık Örgütü’nün kriterlerinin kullanılacağı belirtilmektedir. Ancak bu kriterler uygulanmamakta, yalnızca vücut işlevindeki yeterliliği ölçen Balthazar yöntemi kullanılmaktadır.
Oysa Dünya Sağlık Örgütü, engelliliğin ölçümünde vücut yapısı, etkinliklere katılım ve çevresel faktörlerinde dikkate alınarak derecelendirmenin yapılmasını öngörmektedir.
Engellilik derecesinin tespitinde kullanılan yöntemin, Dünya Sağlık Örgütü kriterlerini de dikkate alan biçimde değiştirilmesi gerekmektedir. Ya da haklardan yararlanmak için getirilmiş bulunan yüzde 40 barajı aşağıya çekilmelidir.
2012 yılında şehrin tamamı engelliler için uygun bir hale gelmesi gerekli bu çalışmalar ne durumda ve neler yapılmalı?
5378 sayılı Yasa’nın Geçici 2.Maddesi, kamu alanlarının ve toplu taşıma araçlarının 7 yıl içinde engellilerin erişimine uygun hale getirilmesini emretmektedir.
2005 yılında başlayan bu sürecin sağlıklı bir biçimde işlediğini söylemek mümkün değildir. Kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler bu konuda dikkate değer bir gelişme kaydetmiş değillerdir.
Yasa’daki takvim 2012 yılında dolacaktır. Bugüne kadar olan icraatlara baktığımızda eğer kamu kurum ve kuruluşlarına gerekli ödenek ayrılmaz ve bunun için bir uygulama takvimi çıkarılmaz ise sorun yine çözülmemiş olarak kalacaktır.
Burada dikkat edilmesi gereken yalnızca binalar, açık alanlar değildir. Aynı şekilde toplu taşıma araçlarının da engellilerin erişimine uygun hale getirilmesi görevi vardır. Büyük şehirlerde bu kısmen yeni alınan araçlarla çözüme kavuşturulmuştur. Ama diğer kentlerde engellilerin şehir için ulaşımı konusu tümüyle değerlendirme dışındadır.
Şehirlerarası yolculuklar büyük oranda karayolu ile yapılmaktadır. Şehirlerarası toplu taşıma araçlarının başında gelen otobüslerin engellilerin, özellikle ortopedik engellilerin kullanımına, erişimine uygun olmadığı da bilinmektedir. Bu konu ile ilgili henüz bir tartışma dahi yapılmış değildir.
Engellilerin istanbulda günlük yaşantısı nasıl?
İstanbul dünyanın sayılı büyük kentlerinden biridir. Kentin fiziki yapısı, yerleşim dağılımı, sokakların durumu, ulaşım yapısı gibi birçok faktör engellilerin yaşamını etkileyecek düzeydedir.
İstanbul aynı zamanda engelli nüfus önemli bir kısmını da barındırmaktadır. Yüzlerce yıllık geçmişi olan, uzun yıllar başkent olarak varlığını sürdürmüş olan bu kentte özellikle kamu binalarının bir kısmının yapılış tarihleri de oldukça eskidir.
Bunların büyük kısmı daha önce belirtmiş olduğumuz gibi engellilerin erişimine uygun biçimde düzenlenmemiştir. Sorun elbette sadece fiziki olarak bina kapısından içeri girmekle sınırlı değildir.
Karşılaşılan engellerin zorluğu, sunulan hizmetlerin tüm engellilere yeterli olmaması bir çok engelliyi evlerinde kapalı kalmak gibi bir sorunla yüzyüze bırakmaktadır.
Ortopedik, görme engellilerin önemli bir kısmı eğitim, sosyal kültürel yaşam, çalışma gibi herkes için olağan olan aktivitelerden mahrum kalmaktadır.
Karşılarına çıkan Engeller neler oluyor?
Engellerin ilk başında gelen binaların, yolların, araçların engellileri dikkate almadan yapılmış olmasıdır.
Oysa bununla da ilgili düzenlemeler vardır. TSE tarafından bu konuyla ilgili standartlar belirlenmiştir. Uygulama zorunluluğu getirilmiştir. Gelin görün ki başta kamu kurumları olmak üzere kimse bunları uygulamamaktadır.
Kuralsızlık, bu alanda da kendini baskın biçimde ortaya koymaktadır.
Ortopedik engelliler bundan nasibini fazlasıyla almaktadır. Evlerden başlayarak her alanda fiziki engellerle karşılaşılmaktadır. Kaldırımlar, yollar, taşıtlar, binalar, kamuya açık alanlar, çeşitli yerlerdeki merdivenler başlıca engeller olarak sıralanabilir.
Tek başına kaldırımların inanılmaz ölçüde yüksek yapılması, sadece tekerlekli sandalye, koltuk değneği kullanan engellileri değil, yaşlıları, çocukları, hamile kadınları da zor durumda bırakmaktadır.
Bunun dışında görme, işitme ve konuşma engellilerin kamu hizmetlerinde yararlanmalarında da sorunlar yaşanmaktadır. Tek başına bir işlem yapmak için gittiklerinde kendilerine yardımcı olabilecek kimseyi bulmakta zorluk çekilmektedir.
Diğer sorunlar:
Engellilerin büyük bir kısmı çalışma ortamının dışında kalmaktadır. Çalışabilir durumda olan ama iş bulamayan binlerce engellinin dışında çalışamayacak durumda olan engellilerin sayısı da çoktur.
Bunların geçimlerini sağlayabilmelerinin tek koşulu 2022 sayılı Yasa’dan yararlanmaktır. Diğer bir ifade ile devletin desteğiyle geçimini sürdürebilmektedirler.
Engellilere verilen bu aylıklar neredeyse açlık sınırında bir düzeydedir. Bakıma muhtaç engelliler için bu aylık 2008 sonu itibarıyla 250 TL’nin, yüzde 40 ile yüzde 69 oranında engelli olanlar için ise 170 TL’nin altında idi.
İnsanların bu aylıklarla yaşamını sürdürmesi istenmektedir. Sağlık harcamaları yine devlet tarafından karşılanırken şimdi engelli aylığı alanlar da dahil yeşil kartlılardan muayene katılım payı alınması gündeme getirilmektedir.
Yaşamları boyunca sağlık desteğine ihtiyaç duyan engellilerden ister yeşil kart isterse sosyal güvenlik kurumu üyesi olsun muayene, tedavi, ilaç ve sağlık araç-gereci için katılım payı istenmesi adaletsizliktir. Bu insanları sağlıklarından vazgeçmeye zorlamaktır.
Engelliler bir yandan iş bulamamakta, diğer yandan ise çalıştıkları işyerlerinde ayrımcılıkla karşılaşmaktadır. Birçok engelli eğitimi, becerisi, deneyimi ne olursa olsun asgari ücretin ötesine gidememektedir.