Font Boyutu: A A- A+
Renk Değiştir: Pembe Sarı Mavi

Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Site İçi Arama

Makale ve Tebliğler

Makale ve Tebliğler
ETKİLEŞİM KUTUSU
E-POSTA İLE PAYLAŞ

E-Posta Adresi:

Dernekler ve siyaset ilişkisi

09 Nisan 2011/002

 

DERNEKLER VE SİYASET İLİŞKİSİ

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü BOYRAZ’ın İstanbul Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen paneldeki konuşması:

09 Nisan 2011/002

 

DERNEKLER VE SİYASET İLİŞKİSİ

Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü BOYRAZ’ın İstanbul Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen paneldeki konuşması:

Dernek, Türkçenin kökeni oldukça eski kelimelerinden biridir. Birleşmek, bütünleşmek, ortak bir amaç için toplanmak anlamında kullanılmaktadır.

Bugünkü kullanımı ise kurumsallaşmış bir örgütlülük şeklindedir.

Dernekler ile siyaset arasında oldukça yakın bağlar bulunmaktadır.

Ancak bunun ne kadar farkında olduğumuz konusu tartışmalıdır.

Sorulduğunda birçok dernek üyesi, yöneticisi derneklerinin siyaset yapmadığını, siyasetten uzak olduklarını ifade edeceklerdir.

Oysa özünde bir dernek yaptığı her hareketle siyasetle iç içedir.

Çünkü toplumun olduğu her yerde siyaset vardır. Sorun bunun bilince çıkış şeklindedir.

Türkiye’de siyaset, geçmişteki kimi nedenlerle toplumda farklı algılanan bir kavramdır.

Hatta siyaset kimi yerde olumsuzluk ifade eden bir kelime olarak da kullanılmaktadır.

Özellikle 12 Eylül sonrasında siyaset, her gün içinde olduğumuz halde, ağzımıza almak istemediğimiz bir yasak kelimeye dönüşmüştür.

Bu nedenle, özellikle dernekler getirilen yasakların da etkisiyle siyaset dışında olduklarını belirtmeyi bir zorunluluk haline getirmişlerdir.

Var olan bu yanlış algının değiştirilmesi gerekmektedir.

Dernekler ortak bir amaç, hedef için bir araya gelmiş topluluk ise, siyasetin şu veya bu biçimde içindedir.

Örneğin, biz engellilere tekerlekli sandalye dağıtırız, yardım amaçlı bir derneğiz diyenler aslında bir siyaset yaptıklarını ya farkında değildir ya da bu gizleme ihtiyacı hissetmektedir.

Veya biz engellilerin haklarını savunmaya çalışıyoruz diyenler de siyaset yapmaktadır.

Değerli konuklar;

Ancak burada dernekler ve siyaset arasındaki ilişkinin sorgulanmasındaki murat biraz farklıdır.

Geniş anlamışla bir siyaset kavramından ziyade, siyasi parti kurumlarıyla, kuruluşlarıyla ilişkiyi ele alacağımızı anlıyoruz.

Böyle bakınca da az önce söylediklerimden farklı bir yere gelmiyoruz. Siyasi partiler de tıpkı dernekler gibi bir amaç etrafından örgütlenmiş toplum kesimini ifade etmektedir.

Dernekler, ister üyelerinin veya temsilcisi olduklarını iddia ettikleri toplum kesiminin en dar anlamda çıkarları için çalışırken bile siyasetle bir bağ kurmak durumundadır.

Yapılan siyasetin veya siyasi partiyle kurulan ilişkinin şekli, düzeyi tümüyle derneğin amacı, çalışma yöntemleriyle ilgilidir.

Bir dernek temel çalışma alanı olarak doğrudan bir siyasi partinin amaçlarıyla ortak bir alanı seçebilir.

Haliyle burada ilişki sürekli ve aynı temel üzerinde çalışma şeklinde gelişir.

Bunun yanında, Derneğin amaçlarına erişmek, çalışmalarını daha iyi yürütebilmek için siyasetle de ilişki kurması kaçınılmaz olabilir.

Kendimizden örnek vermemiz gerekirse, en dar anlamıyla, engellilerin sağlık hakkından yararlanabilmesi için atacağı her adımın varacağı adresler hep siyasetin üst yapılarıdır.

Çözümü üretecek yer, Sağlık Bakanlığı’dır. Yani siyasi bir kurumdur. Eğer bu bir yasa değişikliğini gerektiriyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir, Hükümet’tir.

En nihayetinde Meclis’te veya Hükümet’te  kararları belirleyen kurum olan siyasi partilerdir.

Yani bir toplum iseniz, bir toplumun erişmek istediği amaçlar için bir araya gelmişseniz. Siyaset yapmak durumundasınız.

Eğer özel bir siyasi düşünce çerçevesinde bir araya gelmişseniz, bu görüşlere yakın partilerle ilişkileriniz gelişir.

Daha geniş bir toplum yelpazesini temsil ediyorsanız, tüm partiler sizin muhatabınızdır. Çünkü farklı yollarla hepsi, toplumun sorunlarına çözüm üretme iddiasındadır.

Burada ilişki biçimi, tüm siyasi partilere eşit mesafede gelişir. Ama yine de bir farklılık doğar.

Çünkü her partinin önerdiği veya uygulamaya çalıştığı siyaset farklıdır.

Burada, dernek kuracağı ilişkiyi temsil ettiği kesimin beklentilerine verilen karşılıklara göre tayin eder.

Beklentileri karşılayan görüş ve uygulamalara yakın davranır. Bunları ters düşenlere ise mesafesini artırır.

Değerli konuklar;

Türkiye’de siyasi partiler ile diğer kurum ve kuruluşlar arasındaki ilişkilerin pek sağlıklı olduğunu söyleyemeyiz.

Dar çıkarlara, günü birlik yaklaşımlara dayalı ilişki biçimi her şeyden önce güven sorunu yaratmaktadır.

Kullanılmak, siyasetin korkulan bir boyutudur. Bunu tek taraflı kullanmıyorum. Hem siyasi partiler hem de dernekler çok dar bir anlayışla karşısındakinden yararlanmayı temel alan bir anlayış içinde olmaktadır.

Bu da siyaset ile dernekler arasındaki ilişkilerin “kurumsal” diyebileceğimiz bir boyuta taşımıyor.

Taşıyamadığı için de siyasetin toplumun beklentilerine uygun şekilde üretilmesine, çözüm yaratılmasına ve üretilen çözümün en doğru kanalla topluma aktarılmasına da engel olunuyor.

Siyasi partilerimiz, derneklere yukarıda bakıyor. Onların toplumun sinir uçları olduğunu farkında değil ya da böyle görmek istemiyor.

Oysa dernekler, daha doğrusu kendi alanını doldurmuş, temsil gücü olan dernekler, toplumdaki beklenti ve tepkileri en hızlı şekilde siyasete taşıyabilecek örgütlerdir.

Bu ilişkilerin doğru ve sağlıklı bir zemine oturması, ülkemizde demokrasinin de bir yaşam biçimine dönüşmesine katkı verecektir.

100 yılı aşkın bir demokrasi deneyimine sahip olsak da, ne yazık ki, Türkiye hala demokratikleşmede önemli mesafeler kat etmek zorunda olan bir ülkedir.

Siyasi partilerimizin ve derneklerimizin, hatta bütün toplumsal örgütlenmelerin bu süreçte vazgeçilemez, görmezden gelinemez önemi ve yeri vardır.

Hepimize sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumluluklarımızı yerine getirebildiğimiz ölçüde, demokrasi, hukuk, özgürlükler gelişir.