Biliyor musunuz? PDF Yazdır E-posta
(10 Oylar)

Engelli olduğu için bir kişinin ayrımcılığa uğraması, kişinin doğuştan sahip
olduğu onuru ve değeri ihlal etmektir.

Ayrımcılık yasağı ve eşitlik ilkeleri, modern uluslararası insan hukuk sisteminin iki temel sütununu oluşturmaktadır. Modern anayasaların hemen hepsinde eşitlik ilkesinin önemi vurgulanmakta; günümüz insan hakları düşüncesi de tüm insanların eşit olduğu prensibini benimsemektedir.

Ayrımcılık, eşitlik ilkesinin ihlalidir.

Ayrımcılık, istihdam ilişkisinde ve daha geniş boyutuyla toplumda yaygın bir şekilde ve farklı biçimlerde yaşanmaktadır. Ayrımcılık esas itibarı ile bir seçim faaliyetidir.

İşin yürütümü için gerekli olmadığı hâlde özürlü veya hamile olan bir kişiyi sırf bu nedenle istihdam etmez ise, bu bir ayrımcılık teşkil edecek ve uygulanan kıstas hukuka aykırı olarak kabul edilir.

Yaş nedeniyle ve özürlülere karşı yapılan ayrımcılık ile ilgili olarak önce
1967 tarihli İstihdamda Yaş Ayrımcılığı Yasası ve 1990 yılında Özürlü Amerikalılar Yasası ayrımcılık hukukunun müstakil bir hukuk dalı olarak kabul edilmesinin temelini oluşturmuştur.

Türk Ceza Kanunu ve Ayrımcılık 5237 sayılı Ceza Kanunu’nda ayrımcılığa ilişkin düzenlemeler, çağdaş hukukla uyumlu bir şekilde yapılmıştır.

Ceza Kanunun uygulanmasında kişiler arasında ırk, dil, din, mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken, doğum ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.

Kanunun genel hükümler kısmında yer alan bu maddenin yanı sıra kanunun özel kısmında “hürriyet aleyhine işlenen suçlar” arasında “ayrımcılık” da müstakil bir suç olarak düzenlenmiştir.

Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ayrımcılık konusunda düzenlemeler getirmektedir.
A. Birleşmiş Milletler (BM) ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO)
> İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi (10 Aralık 1948)
> Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (16 Aralık 1966)
> Medeni ve Siyasal Haklara İlişkin Sözleşmeye İhtiyari Ek Protokol
> Her Çeşit Irk Ayrımcılığının Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme (21 Aralık 1965)
> Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesi (18 Aralık 1978)
> Çocuk Hakları Sözleşmesi
> Göçmen Çalışanların ve Ailelerinin Haklarının Korunması Uluslararası Sözleşmesi (Türkiye 27.09.2004 tarihinde onaylamıştır.)
> Eşit Değerde İş İçin Erkek ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında 100 Sayılı ILO Sözleşmesi (29 Haziran 1951)
> İş ve Meslek Yönünden Ayrım Hakkında 111 Sayılı ILO Sözleşmesi (25 Haziran 1958)
B. Avrupa Konseyi
> İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi)
> Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 12 Numaralı Protokol (18 Nisan 2001
tarihinde Türkiye imzalamış, fakat henüz onaylamamıştır). Bu protokol hükümleri doğrudan ayrımcılığı düzenlemektedir.

Engellileri ilgilendiren yasal düzenlemeler, başta 1982 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasası olmak üzere, özel kanun ve yönetmeliklerde de mevcuttur.
> TC Anayasası
> 5378 Sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
> 571 Sayılı Özürlüler İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
> 572 Sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kararname
> 2022 Sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun
> Özürlüler Veritabanı Oluşturulmasına ve Özürlülük Bilgisinin Nüfus Cüzdanında Yer Almasına Dair Yönetmelik
> Özürlülerin Devlet Memurluğuna Alınma Şartları ile Yapılacak Yarışma Sınavları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
> 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu
> 4857 Sayılı İş Kanunu
> 3816 Sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun
> 3294 Sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Kanunu
> 625 Sayılı Özel Eğitim Kurumları Kanunu
> 573 Sayılı Özel Eğitim Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
> Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İşçi Olarak İstihdam Edilecek Özürlüler Hakkında Uygulanacak Sınav Yönetmeliği
> 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu
> Özürlü, Eski Hükümlü ve Terör Mağduru İstihdamı Hakkında Yönetmelik

TC Anayasası’nda engellileri kapsayan ve hak talepleri ile uyuşmazlıklarda kullanılabilecek maddeler:
Madde 10- (Kanun Önünde Eşitlik):
Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Bu maddede açıkça engellilerden söz edilmemiş olmasına rağmen, “benzeri sebepler” ifadesi engellileri de içine alır bir düzenlemedir ve bu bireylere yönelik ayrımcılık yapılmasına anayasal bir engeldir.
Madde 42- Kimse, Eğitim ve Öğrenim Hakkından Yoksun Bırakılamaz
İlk öğretim, kız ya da erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır. Özel ilk ve orta dereceli okulların bağlı olduğu esaslar Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeye uygun olarak kanunla düzenlenir.
Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanlara onları topluma yararlı kılacak tedbirler alır.
Madde 50- Kimse, Yaşına, Cinsiyetine ve Gücüne Uymayan İşlerde Çalıştırılamaz
Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar.
Madde 60- Herkes, Sosyal Güvenlik Hakkına Sahiptir. Devlet Bu Güvenliği
Sağlayacak Gerekli Tedbirleri Alır ve Teşkilatı Kurar
Madde 61- Devlet, Harp ve Vazife Şehitlerinin Dul ve Yetimleriyle, Malul ve
Gazileri Korur ve Toplumda Kendilerine Yaraşır Bir Hayat Seviyesi Sağlar
Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması için her tür tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya kurdurur.
Özürlüler İdaresi Başkanlığı “Özürlülerle ilgili uluslararası gelişmeleri takip etmek, antlaşma ve sözleşmelerin ülkemizdeki uygulamalarını izlemek ve değerlendirmek” zorundadır.

“Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı” Devlet tarafından yetkili kılınan bu birimin engellilere yönelik oluşturulan sosyal politikaları uluslararası ve ülkeler ölçeğinde izlemek ve değerlendirmek, uluslar arası düzeyde engellilere yönelik faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlarla işbirliği kurmak, sürdürmek, geliştirmek, ilgili personelin bilgilendirilmesini sağlamak, Avrupa Birliği ile engellilik alanındaki çalışmaları yürütmek, engellilerle ilgili uluslararası gelişmeleri takip etmek, antlaşma ve sözleşmelerin ülkemizdeki uygulamalarını izlemek ve değerlendirmek” zorundadır.

Uluslararası nitelikte bağlayıcı düzenlemeler:
> Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi
(Engellilik hakları uluslar arası bir belgede ilk kez dile getirilmiştir.)
> Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Bildirisi
(Tüm engelli haklarının din, dil, ırk, cinsiyet, siyasal ayrımcılık yapılmaksızın garanti altına alındığı hüküm altına alınmıştır.)
> Zihinsel Engellilerin Haklarına Dair Bildirge
(Engellilerin haklarının uluslararası ve ulusal eylem planlarında hükümetler tarafından çerçeve olarak kullanılması amacıyla hazırlanmıştır.)
> Avrupa Topluluğu Düzeyinde Engellilerin İstihdamına İlişkin Konsey Tavsiye Kararı
(Ülkelerin engellilere istihdam alanında fırsat eşitliği sağlamak için gerekli tüm önlemleri almalarına ve engelli çalışanların karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik oluşturulan politikaları izlemelerine dair karardır.)
> İstihdamda ve İşte Eşit Muamele Direktifi
(İstihdam ve çalışma konularında dine, inanca, özgürlüğe, yaşa, engelliliğe veya cinsel yönelime dayanan ayrımcılık ile mücadele
için genel çerçeveyi ortaya koymaktadır.)
> Engelli Bireylere Yönelik Kültürel Etkinlikler ve Bu Etkinliklere Ulaşılabilirlik 6 Mayıs 2003, Konsey İlke Kararı
(Devletlere kültürün engelli bireyler için daha kolay ulaşılabilir hâle gelmesi adına var olan güçlüklerin kaldırılması yükümlülüğünü yüklemiştir.)

İşveren İşe alımda; iş seçiminden, başvuru formları, seçim süreci, teknik değerlendirme, önerilen çalışma süreleri ve şartlarına kadar olan safhaların hiçbirinde özürlülerin aleyhine ayrımcı uygulamalarda bulunamaz.

Çalışan özürlülerin aleyhinde sonuç doğuracak şekilde, özrüyle ilgili olarak diğer kişilerden farklı muamelede bulunulamaz.

Çalışan veya iş başvurusunda bulunan özürlülerin karşılaşabileceği engel ve güçlükleri azaltmaya veya ortadan kaldırmaya yönelik istihdam süreçlerindeki önlemlerin alınması ve iş yerinde fiziksel düzenlemelerin bu konuda görev, yetki ve sorumluluğu bulunan kurum ve kuruluşlar ile işyerleri tarafından yapılması zorunludur.

Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının %3 oranında engelli memur çalıştırma zorunluluğu vardır.

Aynı il sınırları içinde birden fazla iş yeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.

Özürlü işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların iş yerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları, Adalet Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Bir iş yerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler, eski iş yerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işlerine veya benzeri işlerde boş yer varsa derhâl, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu hâlde işveren, iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder.

Kamu kurum ve kuruluşlarında işçi olarak işe girebilmek için, “Kamu Kurum ve Kuruluşlarında İşçi Olarak İstihdam Edilecek Özürlüler Hakkında Uygulanacak Sınav Yönetmeliği” kapsamında düzenlenen merkezî sınava girmek gerekmektedir.

İş Kanunu’nun 5. maddesinde “eşit davranma ilkesi” hüküm altına alınmıştır. Bu maddeye göre, “iş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz”.

Devlet Memurları Kanunu’nun 53. maddesi uyarınca, engelli memur çalıştırmak zorunda olan kurum ve kuruluşlar çalışma yerlerini, engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak şekilde düzenlemek, bu konuda gerekli tedbirleri almak ve engellilerin çalışmaları ile ilgili gerekli olabilecek özel yardımcı araç-gereçleri temin etmek zorundadırlar.

Belirli bir mesleğe sahip olan engellilerin, meslekleri ile ilgili işlerde çalıştırılmaları esastır. Belirli bir mesleği olmayan veya mesleğine uygun kadro bulunmayan engelliler ise, kendi özel engellilik durumlarına uygun olarak yapabilecekleri hizmetlere ait mevcut kadrolarda çalıştırılır.

Engellilerin, engellilik durumlarını artırıcı veya ek engelliliğe sebep olabilecek işlerde çalıştırılmaları mümkün değildir.

İşverenler, iş yerlerini imkânları ölçüsünde engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak şekilde hazırlamak, sağlıkları için gerekli tedbirleri almak ve çalışmaları için gerekli araç ve gereçleri sağlamak zorundadırlar.

İşverenlerin, olanakları ölçüsünde engellileri kendi mesleklerinde veya mesleklerine yakın işlerde çalıştırma ve de işleriyle ilgili bilgi ve yeteneklerini geliştirme yükümlülükleri mevcuttur.

Kanunlarda öngörülen şartların mevcut olması hâlinde, gerek işçi gerekse memur statüsünde çalışanların “erken emeklilik”ten yararlanma hakları vardır.
Kanunla kurulan emekli sandıkları ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20. maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen emekli, maluliyet, dul ve yetim aylıkları (506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20’nci maddesinde belirtilen sandıklar tarafından ödenen aylıkların toplamı, en yüksek Devlet memuruna ödenen en yüksek ödeme tutarından fazla ise aradaki fark ücret olarak vergiye tabi tutulur. (Genel, katma ve özel bütçelerden ödenen bu nevi aylıklar dahil)” ücretlerden vergi alınmaz.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 25. maddesine göre, “ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik sebepleriyle verilen tazminat ve yapılan yardımlar” ile “yardım sandıkları tarafından statüleri gereğince kendi üyelerine ölüm, sakatlık, hastalık, doğum, evlenme gibi sebeplerle yapılan yardımlar” gelir vergisinden müstesnadır.

Engelli hizmet erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan hizmet erbabı; engelli serbest meslek erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu engelli kişi bulunan serbest meslek erbabı; basit usulde vergilendirilenlerden, tüccar ve ücretli durumuna girmeksizin, imalat, tamirat ve küçük sanat işleri ile uğraşan (ilk madde ve yardımcı malzeme müşteriye ait olarak faaliyet gösteren terzi, tamirci, marangoz gibi) engelliler yararlanmaktadırlar.

Çalışma gücünün asgari %80’ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece sakat, asgari %60’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece sakat, asgari %40’ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat sayılır ve derecelendirmeye göre belirlenen şekilde sakatlık indiriminden faydalanırlar. Sakatlık indirimi özel indirim tutarının
birinci derece sakatlar için sekiz katı, ikinci derece sakatlar için dört katı, üçüncü derece sakatlar için iki katıdır”. Sakatlık derecesine göre tespit edilecek indirimler özel indirime eklenerek engelli çalışanın ücretinden düşürülür.

Sakatlık indiriminden faydalanabilmesi için çalışan engellinin öncelikle rapor ile sakatlığını belgelemesi gerekir. Burada düzenlenen rapor ile birlikte işverenin bulunduğu yerdeki il defterdarlık gelir müdürlüğüne, bağımsız vergi dairesi bulunan ilçelerde vergi dairesi müdürlüğüne, diğer ilçelerde mal müdürlüğüne bir dilekçe ile başvuracaktır. Gereken işlemler kurumlar tarafından yapılır ve işverene bildirilir.
Engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç-gereç ve özel bilgisayar programları katma değer vergisinden muaftır.

Tedavi giderlerini kendi imkânları ile karşılayamayan ve sosyal güvenlik kapsamında bulunmayan engellilerin tedavi giderlerinin karşılanabilmesi; 3816 sayılı “Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun” ile 3294 sayılı “Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu Kanunu” kapsamında mümkündür.

Emekli Sandığı ve SSK sosyal güvencesine sahip olan ve engelli çocuğu bulunan ailelere “Özürlü Çocukların Eğitimi, Tedavi ve Rehabilitasyonu” adı altında devlet yardımı yapılmaktadır.

Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olmayan, bakıma muhtaç özürlülerden ailesini kaybetmiş olanlar ile ailesi ekonomik veya sosyal yoksunluk içerisinde bulunanlara bakım hizmetinin resmi veya özel bakım kurumlarında ya da ikametlerinde verilmesi sağlanır.

Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetlerinin kapsamı ve bu hizmetleri verecek olan gerçek ve tüzel kişilerin izin, çalışma usul ve esasları, denetlenmeleri ile ücretlendirme ve ödemeleri Kurumun koordinatörlüğünde, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Özürlüler İdaresi Başkanlığınca müştereken çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.

Bakıma muhtaç özürlülere sunulacak bakım hizmetinin karşılığı olarak her ay için kişi başına belirlenecek tutar, iki aylık net asgari ücretten fazla olamaz.

Bakıma muhtaç özürlülerin, Kurumca bakılanlar dışındakilerin bakım ücreti bu amaçla Kurum bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.

“Sakatlık aylık hakkı”ndan yararlanan 18 yaşından küçük engellilerin yalnızca kendileri aynı kanunun 7. maddesinde belirtilen tedavi hakkından yararlanır.
Aylık alanlardan herhangi bir sosyal güvenlik kurumunun tedavi yardımı kapsamında bulunanlara tedavi yardımı yapılmaz.

2022 sayılı Kanun’dan yararlananların tedavi giderleri, 18.6.1992 tarihli ve 3816 sayılı “Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun” hükümlerine göre yeşil kart verilerek karşılanır.

65 yaşını doldurmamış olmakla birlikte;
a) Başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü
olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını dolduran ve kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayan
özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık
ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının
memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %300’ü
tutarında,
b) 18 yaşını dolduran, kanunen bakmakla mükellef kimsesi olmayan ve herhangi
bir işe yerleştirilememiş olan özürlülerden; her ne ad altında olursa olsun her
türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre bu Kanunun 1 inci maddesinde
belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak
tutardan daha az geliri olanlara, bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek
aylık tutarının %200’ü tutarında,
c) Her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına
göre bu Kanunun 1 inci maddesinde belirtilen gösterge rakamının memur
aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olduğu halde,
kanunen bakmakla yükümlü olduğu 18 yaşını tamamlamamış özürlü yakını bulunanlara, bakım ilişkisi fiilen gerçekleşmek kaydıyla bu Kanunun 1 inci maddesine göre belirlenecek aylık tutarının %200’ü tutarında, sakatlık maaşı bağlanır.
65 yaşın doldurulmasından önce bağlanmış olan aylıkların aynı şekilde ödenmesine devam olunur. Bu kanunun 1 inci maddesine göre aylık bağlananlardan başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyecek kadar özürlü olduklarını tam teşekküllü hastaneden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayanlara da aylık bağlanır.
18 yaşından büyük engellinin kendisine aylık tahsis edilebileceği gibi, kanunen bakmakla yükümlü bulunulan 18 yaşından küçük engellilerin yakınlarına da kanunla gelir seviyesine göre belirlenmiş aylık bağlanabilmektedir.
18 yaşından büyük bir engellinin aylık alabilmesi için, kanunen kendisine bakmakla yükümlü olan kimsenin bulunmaması gereklidir. Engelli kişi, eğer başkasının yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremeyeceğini hastane raporuyla belgelemişse veya raporla belgeleyememesine rağmen herhangi bir işe yerleştirilememişse bu aylığı almaya hak kazanır. Aylık oranı, bu koşulların yerine getirilmesine göre değişkenlik arz etmektedir.

Hangi adla olursa olsun herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan bir gelir veya aylık hakkından faydalananlar, kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunduğu tespit olunanlar, muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde nafaka bağlanmış veya bağlanması mümkün olanlar, mahkeme kararıyla veya doğrudan doğruya kanunla bağlanmış muhtaçlık sınırına eşit veya üzerinde devamlı bir geliri bulunanlar, Borçlar Kanunu’na göre malları ve gelirleri devir edilerek bir akitle hakiki veya hükmi şahıslarca kendilerine bakılanlar, menkul ve gayrimenkul mallarından dolayı kanunen bağlanacak aylığa eşit veya daha fazla geliri olan veya gelir sağlaması mümkün olanlar, herhangi bir şekilde kendisine bağlanacak aylık tutarına eşit veya daha fazla devamlı gelir sağlayan ya da sağlaması mümkün olanlar, kamu kurum ve kuruluşlarında iaşe ve ibateleri dâhil olmak üzere sürekli bakımı yapılan veya yaptırılanlardan, mevzuatı gereği kendilerine muhtaçlık sınırına eşit veya daha fazla gelir, harçlık, aylık ve benzeri adlarla düzenli olarak ödeme yapılanlar hakkında uygulanmaz.

Muhtaçlık durumu, kanun ekinde yer alan başvuru formu ile yapılan müracaat üzerine, ilgililerin daimi olarak oturdukları yerlerin bağlı olduğu il veya ilçe idare kurullarınca formun ilgili bölümünde sebepleri açıkça gösterilmek suretiyle belirlenir.

Maliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılan “65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşları ile Özürlü ve Muhtaç Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yönetmelik”i gereğince,
özürlü aylığı almak isteyen kişiler, yönetmelik ekinde matbu olarak hazırlanmış başvuru formlarını doldurup ikamet ettikleri yerin il/ilçe idare kuruluna teslim ederler. Bu formlarda kişiye, “Taşınmaz malınız veya taşıtınız varsa çeşidi ve değerleri” sorulmaktadır.
Ayrıca, özürlü aylığı talebinde bulunanların ve eşlerinin mal varlıkları ile bu mal varlıklarından elde edebilecekleri gelirlerin tespiti amacıyla, nüfusa kayıtlı oldukları il ve bağlı ilçeler ile nüfusa kayıtlı oldukları il dışında oturmaları hâlinde, ayrıca ikamet ettikleri il ve bağlı ilçelerinde ve TAKBİS sistemine dâhil olan yerlerde taşınmaz mallarının bulunup bulunmadığı hakkında mahalli maliye teşkilatı tarafından ilgili tapu ve kadastro bölge müdürlüklerinden, taşıtlarının bulunup bulunmadığına dair de ilgili emniyet birimlerinden yazılı olarak bilgi istenilmektedir.
Mevzuata göre, özürlü aylığı bağlanabilmesi için, kişinin sahip olduğu menkul ve gayrimenkulu ile gelir elde edip edemediği değerlendirilmektedir. Örneğin, kişinin hâline münasip evinin bulunmasının özürlü aylığı almasına engel teşkil etmemesi gerekirken, kiraya vereceği ikinci bir taşınmaza sahip olması aylığı almasına engel oluşturacaktır.
Aynı şekilde, kişinin sahip olduğu aracı kiraya vererek ya da ticari bir araç sahibi
olması durumunda bu ticari araçla gelir elde edebilmesinin mümkün olarak değerlendirilmesi ihtimal dâhilinde ise, kişi özürlü aylığı alamayabilecektir.

30.10.2005 tarihinde yürürlüğe giren “Özürlüler Veritabanı Oluşturulmasına ve
Özürlülük Bilgisinin Nüfus Cüzdanında Yer Almasına Dair Yönetmelik” hükümlerine göre, özürlüler için Özürlüler İdaresi Başkanlığı tarafından düzenlenen kimlik kartı uygulaması yerine “Özürlülük Bilgisinin Yer Aldığı Nüfus Cüzdanı” yürütümüne geçilmiştir. Bu bilginin yer aldığı nüfus cüzdanları, nüfus müdürlükleri tarafından verilecektir.
Bu yönetmelikte, doğuştan veya sonradan herhangi bir nedenle meydana gelen bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini yüzde kırk (%40) ve üstünde bir oranda kaybedenlerin özürlülük bilgisinin nüfus cüzdanlarında yer almasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Engellilik bilgisinin nüfus cüzdanında yer almasını isteyen engelliler, yönetmeliğin 5. maddesi uyarınca ikamet ettikleri ilin il sosyal hizmetler müdürlüğüne, sağlık kurulu raporu aslı veya onaylı örneği ve nüfus cüzdanı aslı ve fotokopisi ile müracaat edeceklerdir.
Başvuru akabinde engellilik bilgileri, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ve Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilir. Gönderilen bilgiler MERNİS veritabanına aktarılır. Engelli kişilerin talebi hâlinde nüfus müdürlüğünce nüfus cüzdanlarında engellilik bilgisinin yer alması sağlanır. Engellilik bilgisinin yer aldığı nüfus cüzdanı, %40 ve üzerinde çalışma gücü kaybı olan her yaştaki engelliye verilmektedir.
“Özürlüler İdaresi Başkanlığı” tarafından mevcut engelliler için verilmiş olan kimlik kartları geçerli olmaya devam etmektedir. Engelliler için kimlik kartının içerdiği bilgilerin değişmesi, kaybedilmesi, çalınması durumunda yeniden “özürlüler için kimlik kartı” düzenlenmez. Engellilik bilgisinin yer aldığı nüfus cüzdanı, nüfus müdürlüklerinden talep edilir.
Engellilik bilgisinin nüfus cüzdanında yer alması zorunlu değildir, talebe bağlıdır.
Engellilik bilgisinin nüfus cüzdanında yer alması arzu edilmiyorsa, engellilere tanınan hak ve hizmetlerden sağlık kurulu raporu ibraz edilerek faydalanılması mümkündür.
Memleketin sıhhi şartlarını ıslah ve milletin sıhhatine zarar veren bütün hastalıklar
veya sair muzır amillerle mücadele etmek ve müstakbel neslin sıhhatli olarak
yetişmesini temin ve halkı tıbbi ve içtimai muavenete mazhar eylemek umumi
Devlet hizmetlerindendir.
Özürlü: Doğuştan veya sonradan; bedensel, zihinsel, ruhsal, duyusal ve sosyal yeteneklerini
çeşitli derecelerde kaybetmesi nedeniyle toplumsal yaşama uyum sağlama ve günlük gereksinimlerini karşılamada güçlükleri olan ve korunma, bakım veya rehabilitasyon,
danışmanlık ve destek hizmetlerine ihtiyaç duyan kişiyi;
Ağır Özürlü: Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %50’nin üzerinde
olduğu tespit edilen özürlülerden; beslenme, giyinme, yıkanma ve tuvalet ihtiyacını
giderme gibi öz bakım becerilerini yerine getirmede, kendi başına hareket etmede
veya iletişim kurmada zorluk ya da yoksunluk yaşadığına ve bu becerileri başkalarının yardımı olmaksızın gerçekleştiremeyeceğine tıbbi olarak karar verilen kişileri;
Özürlülük Ölçütü: Uluslararası temel ölçütler esas alınarak hazırlanan, özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranı yüzdesini;
Balthazard Formülü: Tüm vücut fonksiyon kaybı hesabında birden fazla özrü olanlar
için kullanılan hesaplama şeklini ifade etmektedir.

“Özürlü Sağlık Kurulu” iç hastalıkları, genel cerrahi, göz hastalıkları, kulak-burun-boğaz, nöroloji veya ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanlarından oluşur. Özürlü sağlık kurulu raporu düzenlenebilmesi için, özürlülerin kamu kurum ve kuruluşlarınca resmî yazı ile birlikte gönderilmeleri veya doğrudan raporu verecek olan hastanenin baştabipliğine müracaat etmeleri gerekmektedir.

Özürlülüğün sınıflandırılması, önemli bir sağlık öğesi olarak insan vücudunun fonksiyonu ve yetersizliğinin tanımı konusunda ortak ve standart bir dil ve çerçeve geliştirme çalışmasını belirtir. Özürlülere ilişkin sınıflandırma çalışmalarında, sınıflandırma sistemi olarak İşlevsellik Yitimi ve Sağlığın Uluslararası Sınıflandırması (International Classification of Functioning) esas alınmaktadır. Bu sınıflandırma sistemi, Dünya Sağlık Örgütü tarafından, sağlık ve sağlıkla ilgili durumların tanımlanması için ortak standart bir dil ve çerçeve oluşturmak amacı ile geliştirilen ve insanın işlevselliğinin ve kısıtlılıklarla ilgili durumlarının tanımlanmasını sağlayan çok kapsamlı uluslararası bir sınıflandırma sistemidir.

Tüm vücut fonksiyon kaybı oranları, özürlü sağlık kurulunca “Özür Durumuna Göre
Tüm Vücut Fonksiyon Kaybı Oranları Cetveli”nde yer alan tüm vücut fonksiyon kaybı
oranlarına göre yüzde (%) olarak belirlenerek özürlü sağlık kurulu raporunun ilgili
bölümünde rakam ve yazı ile belirtilir. Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranları cetveli, özür durumunun değerlendirilmesinde ve belgelenmesinde uzman hekimler için standart, objektif bir yaklaşım sağlama amacını taşımaktadır. Bu cetvel daha önce yürürlükte olan “özür durumuna göre çalışma gücü kaybı oranları cetveli”nden farklı bir yaklaşımla ve uluslararası uygulamalar temel alınarak hazırlanmıştır.

Özürlülük hâlinin ölçütü olarak kişinin özrü nedeniyle yaşadığı fonksiyon kaybı ve günlük yaşam aktivitesine etkisi belirlenmiştir. Özür durumuna göre fonksiyon kaybı oranları belirlenirken, tıbbi tedavi olsun olmasın özür durumunda bir değişikliğin olmayacağı kanaatine varılan kalıcı bozukluklar değerlendirilir. İstisnai durumlar cetvelde özel olarak belirtilmiştir. Özür durumuna göre fonksiyon kaybı oranları cetveli, organ veya vücut sistemlerine göre bölümlere ayrılmıştır. Bu tarz yaklaşım ile özürlülük durumu belirlenirken tıbbi bozukluk, hem anatomik hem de fonksiyonel olarak değerlendirilmektedir. Cetveli hazırlayan tıp uzmanları tarafından fonksiyon kaybı oranları belirlenirken, mevcut tıbbi bozukluğun ciddiyetine göre kişinin tüm vücut fonksiyonelliğine ve günlük yaşam aktivitesine getirdiği sınırlama % olarak belirlenmiştir.

Cetvelde, her bölüm (örn. “Kulak-Burun-Boğaz”, “Görme”, “Deri Hastalıkları”,
“Kadın Hastalıkları”) ayrı ayrı düzenlenmiş ve her bir hastalık derecelendirilmiştir.
“Zihinsel, Ruhsal, Davranışsal Bozukluklar” bölümü de ayrı olarak tanzim edilmiş
cetvel bölümlerinden biridir. Bu bölümde “Geçici Fonksiyon Kaybına Neden Olan
Ruhsal Hastalıklar” sınırlı olarak sayılmıştır. “Cinsel Kimlik Bozuklukları, Cinsel
Seçim Bozuklukları” (transeksüalizm, fetişizm, gösterimcilik, çocuğa cinsel sevi,
sadomazoizmi içerir) sayılı hastalıklar olarak belirtilmektedir. Bu hastalıklar kendi
içinde “tedavi edilebilen” ve “tedavi edilemeyen” diye ikiye ayrılmış ve sırasıyla %’lik açısından “0” ve “15” olarak derecelendirilmiştir. Bu grupta sayılan hastalıklara dayalı rapor verilmesi hâlinde bir yıl sonra kontrol yapılması şarttır.

Devlet, kalıtsal kan hastalıklarından thalessemia ve orak hücreli anemi dahil olmak üzere, bütün kalıtsal kan hastalıklarıyla ve özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele eder. Bunun için gerekli ödenek Sağlık Bakanlığı yılı bütçesine konulur.
Kalıtsal kan hastalıklarıyla ve özürlülüğe yol açan diğer kalıtsal hastalıklarla
koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında mücadele için gerekli önlemler ve bu konuda uygulanacak usul ve esaslar Sağlık Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle
düzenlenir.

“Özürlüler İdaresi Başkanlığı”nın görevleri arasında engelliliğin önlenmesi, eğitim, istihdam, rehabilitasyon, topluma uyum ve diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlar arasında iş birliği ve koordinasyonu sağlamak da bulunmaktadır. Yani, engelliliğe mâni olmak için gerekli girişimlerde bulunmak bu birimin görev alanına girmektedir.

Yeni doğan, erken çocukluk ve çocukluğun her dönemi fiziksel, işitsel, duyusal,
sosyal, ruhsal ve zihinsel gelişimlerinin izlenmesi, genetik geçişli ve özürlülüğe
neden olabilecek hastalıkların erken teşhis edilmesinin sağlanması, özürlülüğün
önlenmesi, var olan özrün şiddetinin olabilecek en düşük seviyeye çekilmesi ve
ilerlemesinin durdurulmasına ilişkin çalışmalar Sağlık Bakanlığınca planlanır ve
yürütülür.

Engelliliğe yol açan etmen, devletin sorumluluğunu tespitte oldukça önemlidir. Kamu görevlisinin kanunla kendisine yüklenilen göreve aykırı hareketi, görevi ihmali veya gecikmesi saptandığı durumlarda, Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde düzenlenen “görevi kötüye kullanma” suçunun oluşması mümkündür.
2022 sayılı Kanunun uygulanmasında,
a) Çalışma güçlerini %40 ile %69 arasında kaybedenler “özürlü”,
b) Çalışma güçlerini %70 ve üzerinde kaybedenler ise “başkasının yardımı olmaksızın
hayatını devam ettiremeyecek şekilde özürlü” olarak kabul edilir.
Özürlü olduklarını tam teşekküllü hastanelerden alacakları sağlık kurulu raporu ile kanıtlayan, 18 yaşını doldurmuş bulunan ve herhangi bir işe yerleştirilememiş olan özürlülerden; kanunen bakmakla mükellef kimsesi bulunmayanların ve her ne ad altında olursa olsun her türlü gelirleri toplamının aylık ortalamasına göre 2022 sayılı Kanun’da belirtilen gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutardan daha az geliri olanların, kanun kapsamından faydalanması mümkündür.
Ayrıca tüm vücut fonksiyon kaybı oranı %40 ve üzerinde bulunanlar; özür durumuna
ilişkin bilgilerini nüfus cüzdanlarına işletebilmek, özürlü aylığı alabilmek ve vergi
indiriminden faydalanabilmek için ilgili kurumlara başvuruda bulunabilirler. Ayrıca,
ağır özürlü olduğunu bu rapor ile belgelendirenler, sayılan hakların yanı sıra bakım
hizmetlerinden yararlanabilmek amacıyla ilgili kurumlara başvurabilirler.