Font Boyutu: A A- A+
Renk Değiştir: Pembe Sarı Mavi

Orhan Kıvılcım ile portreni yaptırmak ister misin? Web kameranı aç ve Orhan Kıvılcım tablonu yapsın. Şimdi tıkla.

Site İçi Arama

Basın Açıklamaları

Basın Açıklamaları
ETKİLEŞİM KUTUSU
E-POSTA İLE PAYLAŞ

E-Posta Adresi:

Ayrımcılığın izahı olmaz

8 Eylül 2009/021

 

AYRIMCILIĞIN İZAHI OLMAZ

 

 “5237  Sayılı Türk Ceza Kanunu  Madde 122 : Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yaparak….

 

Engellilerin dışlanmadan, eğitim, çalışma seyahat sosyal yaşama intibak vb hakları, Anayasa ile teminat altına alınmış temel güvencelerdir. 21. Yüzyılda, engellilerin bu haklarından –engelli oldukları gerekçesiyle- dışlanmaları ayrımcılık olarak kabul edilmektedir. Bu yüzdendir ki; Türk Ceza Kanunu, engellilere yönelik ayrımcılığı bir suç olarak kabul etmiş, 122. maddesinde de buna ilişkin ceza tanzim etmiştir.

Görme Özürlüler Derneği, Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği, Türkiye Kas Hastalıkları Derneği ve Türkiye Sakatlar Derneği olarak bizler, engellilerin haklarının kazanılması yönünde yaptığımız çalışmalar esnasında 2009 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’nda İstanbul Aydın Üniversitesi’nin koşul ve açıklamalarının olduğu bölümde “Özürlü öğrencilere eğitim-öğretim verecek olanağımız olmadığından; özürlü öğrencilerin tercih etmemesi gerekir” ibaresinin yer aldığını üzüntü ve şaşkınlıkla tespit etmiş bulunmaktayız. Ayrımcılık içeren bu ibareler hakkında İstanbul Aydın Üniversitesi yetkilileri, Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ve diğer yetkililer, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanı Prof Dr. Ünal Yarımağan ve diğer yetkilileri hakkında TCK. 122 maddesi kapsamında, Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde özürlü ayrımcılığı yaptıkları gerekçesiyle 6 aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları konusunda başvuruda bulunulmuştur.

 Zira bu ifadelerin hangi gerekçeyle yapılmış olursa olsun, kabul edilmesi mümkün değildir.

Sormak istiyoruz: “Özürlü öğrencilere eğitim-öğretim verecek imkanımız yoktur” açıklaması ne anlama gelmektedir? Bir üniversitenin, özürlü öğrenciye beni tercih etme demek gibi bir hakkı olabilir mi? Okulun fiziki özellikleri mi uygun değildir? Okulda asansör ya da tekerlekli sandalye rampası mı bulunmamaktadır? Eğer Üniversite yetkililerinin açıklaması bu ise, işitme-konuşma özürlü, görme özürlü bir öğrenci ya da sadece bir kolunu kullanmayan bir özürlünün bu okulu tercih etmemesini istemek nasıl bir mantıkla açıklanılır?

Kaldı ki, bir üniversitenin engelli erişilebilirliğine uygun olması yasalara göre bir zorunluluktur. Dolayısıyla bir üniversitenin “özürlü öğrencilere hizmet verecek olanağımız olmadığından” şeklinde bir açıklama yapma hakkı bulunmamaktadır. Şayet amaç sadece üniversitenin özürlülere uygun olmayan fiziki koşulları olduğunu dile getirmekse, burada yapılması gereken, “özürlü öğrenciye üniversitemize gelme” demek değil, okulu tercih eden öğrencinin eğitim göreceği mekânları uygun hale getirmesidir. Bunu yapmak yerine Üniversite Seçme kitapçığında “Özürlü öğrencilere eğitim-öğretim verecek olanağımız olmadığından; özürlü öğrencilerin tercih etmemesi gerekir” ibaresini yazdırmanın Türkçemizde tek karşılığı bulunmaktadır: “Eğer özürlüysen, benim üniversitemi tercih etme! Ben, üniversite olarak sana eğitim hizmeti veremem!”

Bu yaklaşım, açık bir biçimde “Ayrımcı” bir zihniyettir ve yasalara göre suçtur.  Aydın Üniversitesi yetkilileri, Bu yaklaşımlarını 2009 ÖSYS Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’na yazılı olarak koyarak, bizce ayrımcı anlayışlarını ifşa ve itiraf etmişlerdir. Ancak bizce üzücü olan diğer husus, bu ibarenin ÖSYM ve YÖK yetkilileri tarafından kitapçıkta yer almasına müsaade ederek suça iştirak etmiş olmalarıdır.

Aydın üniversitesi öğretim görevlilerinden Haldun Domaç özürlülerle ilgili söz konusu ibarenin “yanlışlık sonucu yazıldığını” ifade etmişlerdir. Bu açıklamanın inandırıcılıkla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Söz konusu olan bir kelime hatası mıdır ki yanlışlıkla kitapçıkta yer almıştır?  Bizce bu açıklama açık bir biçimde, uzun, amacını anlatan net bir ifadedir. Sayın Domaç, açıklamasında “Dernekler direk bize gelseler sorun kolayca çözülürdü” demektedir. Bu nasıl bir ifadedir? Ayrımcı uygulamalar, şifahi görüşmelerle halledilebilecek bir konu olsaydı ceza yasalarına neden gerek vardır? Kaldı ki; söz konusu ibare yüzbinlerce adet basılan bir üniversite kitapçığına konulmuş, bu kitapçık yüzbinlerce üniversite adayı öğrenciye ulaşmıştır. Aydın Üniversitesi yetkilileriyle görüşmenin soruna nasıl bir çözüm üretebileceği ifadesi bu bağlamda tarafımızdan garip karşılanmıştır.

İstanbul Aydın Üniversitesi öğretim görevlisi Haldun Domaç ayrıca “25 Ağustos 2009’da, ÖSYM Başkanlığı’na gönderdiğimiz yazıyla, Yüksek Öğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu’ndaki, ifadelerin kaldırılmasını istediklerini beyan etmektedirler. Ancak bu ifade samimiyetten uzak bir ifadedir. Zira Savcılığa suç duyurusunda bulunan derneklerden Türkiye Sakatlar Derneği (TSD) 14 Ağustosta, YÖK’e yazdığı resmi bir yazıyla konuyu protesto etmiştir. Dolayısıyla İstanbul Aydın Üniversitesi’nin yetkilerinin yaptığı açıklama, şikâyetçi derneklerin başvurularının sonrasında alel acele, durumu kurtarmak kabilinden yapılmış bir işlemdir.

Diğer taraftan YÖK yetkilileri de söz konusu ibareden haberdar olmadıklarını söylemişlerdir. Hatırlatmak isteriz ki söz konusu kitapçık, YÖK’e bağlı bir kuruluş olan ÖSYM tarafından bastırılmıştır. Yetkililerin kitapçıkta çıkan suç niteliğindeki ibarelerden haberdar olmadıkları yönündeki beyanı vahim bir beyandır. Zira bu açıklama ÖSYM tercih kitapçığında ayrımcılık, bölücülük, terörü övücü açıklamaların da “gözden kaçarak” yer alabileceğini düşündürmektedir.

Öte yandan İstanbul Aydın Üniversitesi çeşitli basın organlarına verdiği demeçlerde “en çok tercih edilen vakıf üniversitesiyiz” diyerek övünmektedir. Övünçlerinin devam edip etmediklerini doğrusu merak etmekteyiz. Yine merak etmekteyiz ki bu ayrımcı ifadelerden dolayı İstanbul Aydın Üniversitesi’ni tercih etmeyen/edemeyen öğrenci adaylarının kayıplarını telafi etmek nasıl mümkün hale gelecektir? Bundan da övünç duymaktadırlar mıdır?

Sonuç olarak, çağdaşlığın simgesi olan üniversite kapılarında özürlülere ayrımcılık yapılmasını şiddetle kınıyor, protesto ediyor T.C. Cumhuriyet Başsavcılarını yaptığımız başvurular doğrultusunda göreve çağırıyoruz. Ayrıca konuyla ilgili başta Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül olmak üzere devletin tüm yetkilileri duyarlılık göstererek konuya el koymalarını talep ediyoruz.

 

 

Görme Özürlüler Derneği

Toplumsal Haklar ve araştırmalar Derneği

Türkiye Kas Hastalıkları Derneği

Türkiye Sakatlar Derneği

  

Not: Söz olayla ilintili Anayasa, kanun ve ülkemizin taraf olduğu sözleşme maddeleri ekte bilginize sunulmaktadır.

 

KONUYA İLİŞKİN MEVZUATIN İLGİLİ MADDELERİ

 

T.C. ANAYASASI

Madde 10.- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.

Madde 12.- Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve  hürriyetlere sahiptir. (…)

Madde 42.- Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir.

Madde 61.- (…) Devlet, sakatların korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır.”

 

5237  Sayılı Türk Ceza Kanunu  Madde 122 :

(1) Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yaparak;

a) Bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, devrini veya bir hizmetin icrasını veya hizmetten yararlanılmasını engelleyen veya kişinin işe alınmasını veya alınmamasını yukarıda sayılan hâllerden birine bağlayan,

b) Besin maddelerini vermeyen veya kamuya arz edilmiş bir hizmeti yapmayı reddeden,

c) Kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen,

Kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.”

5378 sayılı Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 15.Maddesi:

Hiçbir gerekçeyle özürlülerin eğitim alması engellenemez. Özürlü çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve özürlü olmayanlarla eşit eğitim imkânı sağlanır.

Özürlü üniversite öğrencilerinin öğrenim hayatlarını kolaylaştırabilmek için Yükseköğretim Kurulu bünyesinde araç-gereç temini, özel ders materyallerinin hazırlanması, özürlülere uygun eğitim, araştırma ve barındırma ortamlarının hazırlanmasının temini gibi konularda çalışma yapmak üzere Özürlüler Danışma ve Koordinasyon Merkezi kurulur. (…)”

BM Engellilerin haklarına dair Sözleşme MADDE 5:

Eşitlik ve Ayrımcılık yasağı

1. Taraf Devletler, herkesin hukuk önünde eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın herkesin hukuk tarafından eşit korunmaya ve hukuktan eşit yararlanmaya hakkı olduğunu kabul eder.  

2. Taraf Devletler, engelliliğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklayacak ve engellilerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkili şekilde korunmasını güvence altına alacaktır.  

3. Taraf Devletler, eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere engellilere yönelik makul uyumlaştırmanın yapılması için gerekli tüm adımları atacaktır.  

4. Engellilerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler, bu Sözleşme bakımından ayrımcılık sayılmayacaktır.